Neverland’de zamansız bir Peter Pan; Michael Jackson

 

Ne Elvis Presley ve John Lennon, ne de Curt Cobain ve Prenses Diana; medyanın ağzının sularını akıtan ölümleriyle hiç birisi Michael Jackson kadar ilgi uyandırmadı, dedikodu, duygu sömürüsü ve didikleme merakını gıdıklamadı. Ölümüyle tüm dünyaya gelmiş geçmiş en şaibeli ikona ağıt yaktıran Michael, kültürleri ve ırkları aşan bir fenomen olarak, tarih kitaplarının en okunan sayfasına adını yazdırdı. Yaşarken maruz kaldığı muamelelerin tamamına ölümüyle özür diletti.

Okumaya devam et

Cumhuriyet kategorisine gönderildi | 1 yorum

Michael Jackson

 

Michael Jackson yaşama veda ettiğinde henüz sadece 50 yaşındaydı, ortalama bir insanın yüzyıllara sığdıramayacağı kadar büyük işlerin altına imza atmıştı. Yüzyılın şüphesiz en iyi sahne performansçılarından biriydi ve bu nedenle üzerinden en çok para kazanılan, yaşamından özel eşyalarına kadar didiklenip, hakkında spekülasyon yapılan sanatçısıydı. Muhtemelen bu erken ölüm, onun sağlığında birilerine kazandırdığı parayı eksiltmeyecek.  

Okumaya devam et

Cumhuriyet kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İki akşam, iki konser; Ahmad Jamal ve Gilberto Gil

Yer Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, tarih 5 Temmuz Çarşamba. Saatler 22:00’ye yaklaşırken sahneden beliren siyah takım elbiseli adam caz piyanosunun 50 küsur yıllık maceracısı Ahmad Jamal. Kendi bestesi ‘Aftermath’ ile açıyor konserini. Hop oturup hop kalkıyor. Alışageldiğimiz piyanonun başına çökerek konseri bitiren piyanistlerden değil. Ne de olsa Errol Garner geleneğinin temsilcisi. İyi kurgulanmış diye geçiyor aklımızdan; işinin bir açıdan gösteri sanatı olduğunun bilincinde olan bir usta O. Varyetesi eksiksiz.

Okumaya devam et

Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dersim’in Tom Waits’i; Ahmet Aslan

Dersim’in Tom Waits’i sıfatı hiçte abartılı olmaz Ahmet Aslan için. Her ne kadar hayatında ne Tom Waits, ne de Neil Young dinlememiş olsa da.

Ayazda bir deli yürek Ahmet Aslan. Bazen de deli ile derviş arasında gezinen, her ikisini de yüzüne yansıyan kutsal bir mutabakatla aynı bedende buluşturan bir mübarek. Plak şirketinin yetkililerine “görgüsüzlük olmasın, çok reklam yapmayalım” diyebilen tarafıyla da Vizontele’nin Deli Emin’i.

Okumaya devam et

Milliyet kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Acının, yalnızlığın ve hüznün şairi Eleni Karaindrou

Eleni Karaindrou müziğinin cazibesi onu tarif etmenin güçlüğünde; melankolik ve depresif ruhlara hitap eden melodileri o kadar bulaşıcı ve yaralayıcıdır ki, insan onunla kendisi arasına mesafe koymadan edemiyor. Yaşamın herkesçe bilinen acılarını, yalnızlığın hüznünü kendi anadilinden anlatıyor bizlere Karaindrou.

Okumaya devam et

Cumhuriyet kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Doğal Lirizmin Nefesi; Erik Truffaz “The Walk of The Giant Turtle”

Trompette modern tonların sembollerinden biri haline gelen Erik Truffaz, piyanoda Patrick Muller, basta Marcello Guiliani ve davulda Marc Erbetta’dan oluşan dörtlüsü ile bir buçuk yıldır beraber çalışmıyordu. Avrupalı yeni cazın muhterem savunucuları, yeni albümleri “The Walk Of The Giant Turtle” ile bu gidişata dur dedi.

Okumaya devam et

Cumhuriyet kategorisine gönderildi | 1 yorum

Tekno’nun Eksikli Tarihi – 36

Gençlerin önündeki arkaik oluşum; The Red Krayola

Dile kolay; 40 yıl boyunca bir topluluğun lideri, gitarcısı, solisti ve konsept yaratıcısı olarak ayakta kalma ciddi mesele. The Red Krayola’nın müdürü statüsündeki Mayo Thompson bu işi başaran nadide müzisyenlerin gülü.

Sadece meraklısı için rock tarihinin önemli ve en büyüleyici kişiliklerinden biri olarak bilinen Thompson, caz dışı müzikte serbest doğaçlama mantığını başlatan adam. Onun bu özelliği dolayısıyla The Red Krayola’nın sahip olduğu en önemli iki özellikten biri.

 

Okumaya devam et

Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tekno’nun Eksikli Tarihi – 35

Türler Arası Yaratıcı Müzisyen; Elliot Sharp

New Yorklu gitarcı, saksofoncu ve sıra dışı besteci Elliot Sharp, 27 yıllık müzisyenlik yaşamında, müziğini tarif etmekte zorlanan eleştirmen ve dinleyiciler tarafından kılıktan kılığa sokulan müzisyenlerin başını çekiyor. Bir albümünde yeni folkun öncüsü oluyor, bir sonrakinde özgür cazcı. Ardından avangard sanatçı diye gösterilirken, bir başkası tarafından noise müziği hareketinin önde gideni diye anlatılıyor.

 

Okumaya devam et

Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tekno’nun Eksikli Tarihi – 34

Elektronik Müzik Kozmonotu; Klaus Schulze

Elektronik müzik alanında oluşmuş ve oluşması beklenen eğilimlerin tavizsiz öncüsü Klaus Schulze. Hiç kolay değil; bir düşünün. Profesyonel müzik alanında 30 yılı aşkın bir süredir kesintisiz aktif olacaksınız; hem yüzünüzü eskitmeden kalacaksınız, hem özgün kişiliğinizi muhafaza ederek ilkelerinizden taviz vermeyeceksiniz, hem de yeni eğilimlerin öncü kimliği figürünü elden bırakmayacaksınız. Bunu beceren ender müzisyenlerden biri, pek çoğunun adını ilk kez Tangerine Dream kadrosundan öğrendiği ilerici müzisyen Schulze.

 

Okumaya devam et

Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tekno’nun Eksikli Tarihi – 33

Minimal ses dervişi; Terry Riley

Bir keşişi andıran yüzü, Rönesans desenlerinden fırlamış ak sakalı ve yekpare kumaştan kesilmiş otantik giysileriyle Terry Riley, elektronik müzik tarihinin belki de en çekici dervişiydi. Bu kayıt aşığı seyyar ruhlu adam, eğer ufacık bir ses bulacağından eminse dünyanın bir ucundan öteki ucuna kalkıp gitmekten; hatta bir süreliğine yabancı diyarlarda gurbetçi olarak yaşamaktan kendini alıkoyamayan bir deliydi.

 

Okumaya devam et

Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi | Yorum bırakın