İki öncü birarada; Badmarsh & Shri (*)
Londra’daki Asya kültürünün taşıyıcıları, bir plak şirketinin çatısı altında (Outcaste) toplandıkları ilk günlerde, adeta birer militan gibi çalışıyorlardı. Şirketin dünyaya açılmasını sağlayan Badmarsh ve Shri’nin işbirliği, Outcaste’nin sahibi Shabs’ın fikriydi.
70’lerin Hindistan’ında favori olan Black Sabbath’ı dinleyen ve caz-fusion topluluğu kurmak isteyen Shri, soluğu 1994’te Londra’da aldı. Shri’nin ilk beş yılı Nitin Sawhney ile çalışarak geçirdi. İlk adımını bir tabla çalgıcısı olarak atan Shri, bilinçle popüler müzik sektörünün dışında kalan, eşi emsali bulunmayan müzisyenlerden biriydi. Zamanla vurmalı çalgılara olan ilgisine bambu flütü ve kendi yaptığı perdesiz bası başarılı bir adaptasyonla ekleyince, ortaya yeni Asya’lı müziği çıktı. 97 çıkışlı sansasyonel solo albümü “Drum the Bass”, kapağındaki garip el yapımı bas gitardan da anlaşılacağı üzere, erkek söylemli, elektro-maço bir dans albümüydü. Sert, kıvrak, erkek çingene dansı ritimlerinin başat olduğu sound, ağırlıklı olarak, tipik doğulu esmer erkeği Shri’nin ince belli kadın vücudunu anıştıran bası ile elde ediliyor. Davula ve basa farklı cinsiyetleri yükleyerek bir analoji oluşturan albüm, doğu ruhaniliğinin, cinsellikle iç içe geçen dansını anlatıyordu.
Çıkışını rave klübü Labyrinth’te DJ’likle gerçekleştiren Badmarsh’ın (Hintçe yaramaz çocuk) bu işi, plakları eleştirel bir kulakla dinlemesine yol açtı, plak yapmak istediğini uyandırdı.
Gerçek anlamda öncü bir müzikal birliktelik olan Badmarsh & Shri, ilk albümleri “Dancing Drums” ile drum’n bass, hip hop, Hint müziği ve cazdan oluşan funky bir tını oluşturur.
Günübirlik, yüzeysel trend’lere omuz silken ikilinin bütün sermayesi fikirleriydi ve müzikteki uluslar arası etkiler saygı görmüyordu. Aşırı Cool İngiliz kültürüyle, memleketten şarkı ithalatı yaparak bir Asya drum’n bass’i yaratmak, önceleri pek akıllıca bir iş olarak görünmüyordu; tamamen neşeli şeyler isteyen, gürültü patırtıdan hoşlanmayan dinleyici, ince sesli tablayla elde edilmiş bu kaba jungle’dan pek hazzetmemişlerdi; onların kültürel modası ‘sağlıklı’ ve ‘namuslu’ydu. “Dancing Drums” onları bu duygusuz sersemliklerinden uyandırdı. Sonunda iki değerli ‘münasebetsiz’, Asya soslu müzikleriyle yırtık dondan fırlamıştı. Kronikleşmiş politik sorunları dile getiren soluk kesen tablaların tıngırdaması, dizginlenmiş olan bir mülteciler tarihini başlatıyordu.
Her ne kadar Badmarsh ve Shri, bu konuda kendilerinden daha önce yola koyulmuş Talvin Singh gibi rakipleri olduğunu kabul etmese de, ondan gizliden gizliye besleniyorlardı.
Badmarsh ve Shri, sadece birer breakbeat’ci olarak etiketlenmiş olabilirler, ama ikilinin bas, vurmalı ve elektronikle olan tutkulu ilişkisi bu değerlendirmeleri çöpe attı. Birlikteliğin yürümesini sağlayan mekanizma birbirlerinin kültürel miraslarına olan saygılarıydı. Dans müziğinde Hint -İngiltere karması Asian Underground’ı üreterek, dans duygusunu senfonik boyutta düşündüler; doğaçlamaya her zaman gereken önemi verdiler. 90’ların ikinci yarısında ortaya çıkan bu hareket içinde, hayatta kalanlar ‘Nu-Asian cool’ diye adlandırıldı; ikili bu dönemden çalışmalarına maksimum özen göstererek geçirdiler.
Canlı ve stüdyo kaydı arasında gidip gelen dokunaklı ikinci albüm “Signs”, ilk albüme oranla daha düşünülmüş şarkılardan oluşuyordu; en etkileyici olanlar, club etkisi taşıyan (Shri’nin çılgınca bas çaldığı) coşkulu parçalardı. Özellikle ‘Get Up’, Apaçi twislerini, James Brown’ın şehvetli ragga patlamalarını ve klasik yaylılarını çağrıştırıyordu.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, Prodüktör Nitin Sawhney, doğu-batı sentezini, onlara göre daha çekici kılmayı beceren biriydi. Onlarda ise heves ve tecrübe eksikti. Zamanla bu eksik kapanmıştı, fakat kulağı zevkten deli eden müziğin halen bir eksiği vardı; oyun dolu yaratıcılık, kültürel kimliklerine ilişkin hiçte geniş bir içerik sağlamıyordu. Kimbilir, belki bu da bir başka bahara…
(*) Badmarsh & Shri bu akşam Babylon’da…
