Bir kimya profesörü ile kardiyoloji teknisyeninin oğlu olarak dünyaya gelen Jon, Kraftwerk, The Residents, Devo gibi sanatsal eğilimlerle yüklü isimlerin dinleyiciliğinden, New York’a 1886 yılındaki göçüyle birlikte Iggy & The Stooges, MC5, Gun Club, New York Dolls gibi terbiyesiz toplulukların hayranlığına terfi etmiş. Karısı Christina Marinez ile seksenli yılların sonunda insanları dışlama amaçlı, öfke dolu arketip topluluk Pussy Galore’u; bu yılların ardından da iyiden iyiye kavramlarla oynamaktan vazgeçen Jon, şehvete dayalı azgın topluluk Blues Explosion’ı kurmuş.
Gitar ve vokalde Jon Spencer, elektrik gitarda Judah Bauer ve davulda Russell Simins’den oluşan bu üçlüyü diğer New York’lu müzisyenlerden ayıran, sık sık farklı kuşak ve kültürlerden gelen insanlarla çalışmaları. Topluluğun son albümü “Damage”da öncelikle değişen en önemli şey isimleri; Jon Spencer Blues Explosion, şimdi sadece Blues Explosion oldu. Zaten bunun dışında çokta bir değişiklik yok; ama albümdeki bazı parçalara eşlik eden sürpriz isimler var. Bu çalışmaya katkı koyanlar arasında ilk göze çarpanlar elektro-dans müzisyeni ve yapımcısı David Holmes, San Francisco’lu hip-hop yapımcısı Dan The Automator ve emektar rapçi Chuck D. Hatta ‘Fed Up And Low Down’ adlı parça, Blues Explosion şarkısından ziyade neredeyse eşlik eden DJ Shadow’un albümünden ödünç alınmış gibi. Çünkü her iki tarafta artık blues müziğinin pamuk tarlalarında sömürülen siyah insanların acılarını dile getirdiği zamanlardakinden farklı tınlaması gerektiği konusunda hemfikir. Evet, modern toplumda emeğini satan insanın makus talihi değişmedi, ama en azından azgın sınıflar sineğin yağını çıkarma tekniklerini çok geliştirdi.
Albümün “Damage” (zarar, yıkım) olan adı, içinde neyle ilgilenildiği hakkında az çok bir fikir veriyor. Bir yıkımın oldukça yararlı ve meyve verici hale gelebileceği söyleniyor bu albümde dinleyiciye. Eğer yeni bir şey oluşturmak istiyorsanız, o zaman eskiyi yıkacaksınız. Jon’un gece kadar siyah olan saçları ve deri ceketi de buna işaret ediyor; aynı zamanda bu topluluğun blues müziğine yaklaşımını özetliyor.
Aslında “Damage”da bir yandan da tuhaf bir hip-hop rüzgarı esiyor. Bu da en eski ve en yeni popüler Afro-Amerikan pop müziği biçimlerine aynı anda el atılmış olmasından kaynaklanıyor. En belirgin örneği Public Enemy’nin Chuck D.’sinin rap yaptığı ‘Hot Gossip’. ‘Demokrasi’ye inanmıyorum’ diyor şarkılarından birinde Jon. Şarkılarında ilk defa bu kadar açık politik göndermelerde bulunuyor.
Şarkılar vahşi bir kirlilik ile arsızlık arasında salınıyor; gitarlar öylesine rahatsız edici tınlıyor ki, gitara dayalı arayışlar üzerine kurulu tüm toplulukların çoğunu utandırıyor. Geleneksel blues’un ayarları ile oynayarak içinden modern bir garaj ses örgüsü çıkaran bu itaatsiz müzisyenler, doksanların başından beri birbirinden tahripkar albümlere imza atmaya devam ediyorlar. Serinin devamında “Damage”, Blues Explosion konseptine sıkı sıkıya bağlı ve zincirin sağlam halkalarından biri.