Yenilik için eskiyi yık; Blues Explosion
Hiç kimse şunu tartışmamalı; şayet Jon Spencer’s Blues Explosion gibi anti-rock ve modern rock’n roll hayvanı bir demirbaş olmasaydı, bugün The Strokes ve White Stripes gibi yeni yetmeler hiçbir önem taşımazdı, hatta belki varlıkları için ortada bir neden olmazdı. Ancak her aklı selimin kabul ettiği bu gerçeğe karşın topluluğun lideri Jon Spencer o kadar mütevazı ki, her şeyin blues müziğinden kaynaklandığını söyleyebiliyor.
Jon, eski topluluğu olan Pussy Galore yıllarını tüketmesinin ardından, 1990’da bugünkü kadrosuyla değişmeden gelen Jon Spencer’s Blues Explosion’u kurdu. Adının Blues Explosion olmasına rağmen, blues müziğinin sadece kaba hatlarını taşıyan ekip, funky ritimler ve vahşi gitar sesleri ile yüklenmiş bir tınıya sahipti. Hem avangard hem de ticari açıdan dikkat uyandıracak kadar ilginçlerdi; o yüzden yetmişlerin rock tınısına yakın bir tarz yakalamasıyla ticari anlamda başarılı da oldular. Özellikle naftalin kokulu bir rock topluluğu tavrıyla gerçekleştirdikleri 1993 tarihli “Extra Width” albümünün ardından “Orange” albümü ünlerini arttırdı.
Asi bohem Jon’un şovmen kişiliği de onları ilginç kılan diğer etkenlerden biriydi. Gitarıyla havalara zıplayan, yerlerde sürünen hiperaktif şarkıcının bu hali, onu sahnenin ve ortamın doğal hakimi yapıyordu. Diğer elemanlarda kan ve ter dökmekten yana; tüm elektronik deneyimlerine karşın, hepsi sampler ve loop kullanmaktan kaçınıyor; düğmelere basarak müzik yapmayı başkalarına bırakmayı tercih ediyorlardı.
Artık günümüzde modern garaj müziği denince ilk akla gelen isim onlar. Rock aleminin postmodern ses makinistleri, yetmişlerin garaj müziğini yeniden canlandıran belki de en önemli oluşum. Gitar ve vokalde Jon Spencer, elektrik gitarda Judah Bauer ve davulda Russell Simins’den oluşan bu üçlüyü diğer New York’lu müzisyenlerden ayıran, sık sık farklı kuşak ve kültürlerden gelen insanlarla çalışmaları. Topluluğun son albümü “Damage”da öncelikle değişen en önemli şey isimleri; Jon Spencer’s Blues Explosion, şimdi sadece Blues Explosion oldu. Zaten bunun dışında çokta bir değişiklik yok; ama albümdeki bazı parçalara eşlik eden sürpriz isimler var. Bu çalışmaya katkı koyanlar arasında ilk göze çarpanlar elektro-dans müzisyeni ve yapımcısı David Holmes, San Francisco’lu hip-hop yapımcısı Dan The Automator ve emektar rapçi Chuck D. Hatta ‘Fed Up And Low Down’ adlı parça, Blues Explosion şarkısından ziyade neredeyse eşlik eden DJ Shadow’un albümünden ödünç alınmış gibi. Çünkü her iki tarafta artık blues müziğinin pamuk tarlalarında sömürülen siyah insanların acılarını dile getirdiği zamanlardakinden farklı tınlaması gerektiği konusunda hemfikir. Evet, modern toplumda emeğini satan insanın makus talihi değişmedi, ama en azından azgın sınıflar sineğin yağını çıkarma tekniklerini çok geliştirdi.
Albümün “Damage” (zarar, yıkım) olan adı, içinde neyle ilgilenildiği hakkında az çok bir fikir veriyor. Bir yıkımın oldukça yararlı ve meyve verici hale gelebileceği söyleniyor bu albümde dinleyiciye. Eğer yeni bir şey oluşturmak istiyorsanız, o zaman eskiyi yıkacaksınız. Jon’un gece kadar siyah olan saçları ve deri ceketi de buna işaret ediyor; aynı zamanda bu topluluğun blues müziğine yaklaşımını özetliyor.
Aslında “Damage”da bir yandan da tuhaf bir hip-hop rüzgarı esiyor. Bu da en eski ve en yeni popüler Afro-Amerikan pop müziği biçimlerine aynı anda el atılmış olmasından kaynaklanıyor. En belirgin örneği Public Enemy’nin Chuck D.’sinin rap yaptığı ‘Hot Gossip’. ‘Demokrasi’ye inanmıyorum’ diyor şarkılarından birinde Jon. Şarkılarında ilk defa bu kadar açık politik göndermelerde bulunuyor.
Geleneksel blues’un ayarları ile oynayarak içinden modern bir garaj ses örgüsü çıkaran bu itaatsiz müzisyenler, doksanların başından beri birbirinden tahripkar albümlere imza atmaya devam ediyorlar. Serinin devamında “Damage”, Blues Explosion konseptine sıkı sıkıya bağlı ve zincirin sağlam halkalarından biri.
Not: Geçen ay küratörlüğünü Vincent Gallo’nun yaptığı İngiltere’deki All Tomorrow’s Parties serisine The Hives ile birlikte konuk olan Blues Explosion, Mavi Müzik kapsamında 12 Mayıs Perşembe ve 13 Mayıs Cuma akşamları Babylon’da olacak.
