Doğal Lirizmin Nefesi; Erik Truffaz “The Walk of The Giant Turtle”

by · Şubat 11, 2009

Trompette modern tonların sembollerinden biri haline gelen Erik Truffaz, piyanoda Patrick Muller, basta Marcello Guiliani ve davulda Marc Erbetta’dan oluşan dörtlüsü ile bir buçuk yıldır beraber çalışmıyordu. Avrupalı yeni cazın muhterem savunucuları, yeni albümleri “The Walk Of The Giant Turtle” ile bu gidişata dur dedi.

Truffaz ve arkadaşları, caz, drum’n bass, elektro, pop, rock ve psychedelic bulamacından çıkarttıkları albümde ilk dikkat çeken şey, uzun bir ayrılık süresine karşın, birlikte çalmaktaki ustalıklarının artmış olması. Bu sürede yaşanan farklı müzikal maceralar, eskiye dayanan dostluklarıyla beraber tecrübelerini ve müzik yelpazelerini de genişletmiş; aralarına eksiler değil artılar katmış. Böylece “The Walk Of The Giant Turtle”, sadece 10 heyecan verici kolektif kompozisyondan değil, modern caza şekil verme iddiası taşıyan kavramsal bir tavırdan oluşmuş.

Bir saksofon emekçisinin oğlu olarak İsviçre’de doğan ve babası sayesinde profesyonel müzisyenler dünyasına biraz erken yaşta adım atan Truffaz, 10 yaşındayken babasının grubunda çalmaya başlamış. 16 yaşında “Kind Of Blue” albümünü dinledikten sonra hayatı değişmiş; Miles’ın sıcak, buğulu ve belirgin tonunun etkisini üzerinden atamamış. Aradan geçen zamana karşın, bu etkiyi halen taşısa da, arada Chet Baker, Kenny Dorham, Booker Little ve Kenny Wheeler pırıltıları da hissedilir trompetinde. 1991’de Ulusal Defense yarışması jüri özel ödülüne layık görülen Truffaz, katıldığı Montreux Caz Festivali’nin ardından, Avrupa, Rusya ve Brezilya’yı turladı; yayınladığı albümlerle yeteneğini fazlasıyla kanıtladı.
İlk albümü “Out of A Dream”de, cazı kuralları içinde çalan standart bir caz yorumcusu olarak görüntü vermişti. Fakat kim derdi ki, bu çocuk bir yıl sonra “The Dawn” diye bir albüm çıkaracak, cazın içine hip-hop ve elektronika gibi ‘münasebetsiz’ şeyleri katarak manevi değerlere dil uzatacak? Albüm, Truffaz’ın caz ile drum’n bass’i ilk buluşturmasıydı. Bu ikili daha önceleri ‘fusion’ adıyla bir araya gelmişti, ama Truffaz çok farklı bir form kazandırmıştı. “Bending New Corners” 60 sonu fusion müziğin tadını yakalamış, değişken uzun tonlarıyla üslup zorlamalarına yataklık etmişti.

“Revisite”deki yedi parça, Truffaz’ın maceracı yanını öne çıkarmıştı; daha önce kendi dörtlüsüyle yaptığı şarkıların remikslerinden oluşan albüm, caz, ambient ve elektronikanın muhteşem bir karışımıydı. Avrupalı birçok müzisyenin konuk olduğu çalışma, hüzünlü minimal şarkılarından, elektronik loop’lara ve trompetli caz köşelerine kadar uzanan doğaçlamalarla doluydu. Sondan bir önceki “Mantis” ise, Truffaz’ın, yine klasik cazı modern zamanlara taşıdığı, onu güncel akımlarla nikahladığı çalışmaydı. Truffaz bu albümle organik alanlara girerek, Miles’e olan benzerliğinden biraz da olsa sıyrılmayı başararak, oryantal motiflere duyduğu ilgiyi ağırlıklı olarak hissettirmişti.

Truffaz ve arkadaşları, son çalışmayı bir çeşit hasret giderme havası içinde gerçekleştiriyor.
Dörtlü bütün sorumluluklarından uzakta kendilerini aylarca müziği oluşturmaya veriyor; yeni, güçlü tınılar arıyor, bunları yedi konserde test ediyor ve sonunda bir haftalığına Lausanne’da stüdyoya kapanarak kaydediyorlar. Orada herkesin katılımı ile provalar, fikir alışverişleri yapılıyor, tartışma ve sohbet ortamında yeniliyor, içiliyor, uyunuyor ve nihayetinde kayıtlar tamamlanıyor; hem de doğrudan mikrofon karşısında. Bütün bunlar müziği daha temiz ve direkt hissedilebilir kılan, sıcak ve organik bir tını sağlıyor.

“The Walk Of The Giant Turtle”, toplam sekiz dakika uzunluğundaki iki bölümlük ‘Scody’ adlı parça ile açılıyor. Uzun ve ifadeci bir trompet ile yol alan ilk bölümün ardından, melodik bir davul, bas ve keyboard’ın katılımı ile ikinci kısma geçiliyor. Albümde Truffaz’ın tarihinde hiç görülmediği kadar rock tınılı iki sert parça bulunuyor; ‘King B’ ve ‘Next Door’. Kapanıştaki albümle aynı adı taşıyan parçada buluşçu yanlarını sergileyen Truffaz, CD’ye hazırlanış aşamasındaki atmosferi içeren bir de film ilave etmiş.

Kategori: Cumhuriyet

Discussion1 Comment

  1. Rahsan diyor ki:

    …erik truffaz adını görünce haddime düşmeyerek de olsa yorum yapmadan edemedim…tüm albümlerini aldığım, her birinde farklı tatlar ve renkler bulduğum müzisyen…bence bir gezgin…yolculuğun neredeyse her durağında mola verip şehir hikayeleri dinleyen ve bunları kendi tarzıyla bize anlatan bir lirik şair…zaman zaman farklı yol arkadaşlarıyla yürümeye devam edip renkli bir jazz mozaiği yaratan bir dünya insanı…”The Walk of the Giant Turtle”dan sonra kendi quartetiyle “Arkhangelsk” (2007) isimli bir albüm çıkardı…çıkış noktası ilginç mimarisiyle öne çıkan, rusyadaki aynı isimli şehir…konuk sanatçılar grubun kadim dostu nya, christophe ve ingiliz müzisyen ed harcourt…ilginç bir nokta da albümde serge gainsborg’dan bir cover’a yer verilmiş olması: “Manon”…”nobody puts the baby in the corner” veya “trippin the lovelight” gibi parçalarla aydınlansa bile genelde karanlık ve hüzünlü bir hava hakim…albümün yapım çalışmalarının videoları youtubedan da izlenebilir…albümün o gri havasının aksine oldukça neşeli, samimi ve uzunca bir süreç oluşu rahatlıkla görülmekte…(erik truffaz fena halde detaycı bir kişi…tek bir kelimeye takılı kalıp, onun üzerinde saatlerce düşünebiliyor, gerçi grubun geri kalanının da ondan farkı yok…:D…)…Bu albümün yanısıra “Paris”, “Benares” ve “Mexico” albümleri de çıktı 2008 yılı içersinde…bir çeşit belgesel tadında yapılmış 3 albüm…içlerinden şimdilik sadece “Mexico”yu dinleyebildim…3 uzun parça var her biri yaklaşık 17-18 dakikalık…Mexico’nun Erik Truffaz gözüyle hoş bir anlatısı…:D…benden bu kadar…
    …bu arada buraya tesadüfen geldim…siteden haberim yoktu…pek güzelmiş murat bey…kaçırmış olduğum yazıları burada derli toplu bulmak hoşuma gitti…elinize sağlık…
    …kendinize ve kedinize iyi bakın…:D
    …sevgiler…

Yoruk Bırak