<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Murat Beşer</title>
	<atom:link href="http://www.muratbeser.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muratbeser.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 Jul 2011 18:58:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Neverland’de zamansız bir Peter Pan; Michael Jackson</title>
		<link>http://www.muratbeser.com/neverland%e2%80%99de-zamansiz-bir-peter-pan-michael-jackson/</link>
		<comments>http://www.muratbeser.com/neverland%e2%80%99de-zamansiz-bir-peter-pan-michael-jackson/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 06:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbeser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muratbeser.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[  Ne Elvis Presley ve John Lennon, ne de Curt Cobain ve Prenses Diana; medyanın ağzının sularını akıtan ölümleriyle hiç birisi Michael Jackson kadar ilgi uyandırmadı, dedikodu, duygu sömürüsü ve didikleme merakını gıdıklamadı. Ölümüyle tüm dünyaya gelmiş geçmiş en şaibeli ikona ağıt yaktıran Michael, kültürleri ve ırkları aşan bir fenomen olarak, tarih kitaplarının en okunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Ne Elvis Presley ve John Lennon, ne de Curt Cobain ve Prenses Diana; medyanın ağzının sularını akıtan ölümleriyle hiç birisi Michael Jackson kadar ilgi uyandırmadı, dedikodu, duygu sömürüsü ve didikleme merakını gıdıklamadı. Ölümüyle tüm dünyaya gelmiş geçmiş en şaibeli ikona ağıt yaktıran Michael, kültürleri ve ırkları aşan bir fenomen olarak, tarih kitaplarının en okunan sayfasına adını yazdırdı. Yaşarken maruz kaldığı muamelelerin tamamına ölümüyle özür diletti. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"><span id="more-337"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Gerçi sadece dans edip şarkı söyleseydi bile, bileğinin hakkıyla ebedi sıfatları elde ederdi, ama Michael’ın dahiliği dans ve şarkı söylemenin sınırlarını bin ışık yılı aşan bir uzaklıktaydı. Hiçbir süper yıldız, onun kadar zirveye tırnak gücüyle tırmanamadı, bulunduğu yerde parlayamadı. En parlak zamanlarındaki Prince ile gıcıklaşmaları bir yana, hayırseverliğiyle puan toplayan ve en yakın rakibi olarak görülen Madonna bile yanına yaklaşamadı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Kimse alttan gelen bu adamı zirvede bir Dorian Grey olarak görmek istememişti; düzeltilmiş saçları, ufaltılmış burnu ve rengi açılmış cildiyle. Bu sıra dışı ve toplumun genel ahlaki yapısını zorlayan bir durumdu. O ancak orta yaşına merdiven dayadığında kabul etti bunu ve karşılığında bilinçli olarak Peter Pan rolünü sırtlandı, içindeki büyük eğlence parkını barındıran Neverland çiftliğini gerçekleştirerek. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Yaptığı pek çok şey sembolikti, sembolik manada devrimdi. Siyah bir çocuktu ve beyaz Amerikalının sembolü Elvis Presley’nin kızıyla evlenmişti. Bir dünya markasının reklamı için kendini yakmıştı. The Beatles’ın şarkı katalogunu satın almış, kazandığı parayla yaşayamadığı çocukluğunu satın alırcasına Neverland’i yapmıştı. Son zamanlarda hakkındaki tüm iftira ve şaibeleri omuzlamış, yanıtını yaşı olmayan bir androjen görüntüsüne sahip olarak vermişti. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Egozantirikliği derinleştikçe, o ihtişamlı sanatçının tuhaf bir sosyolojik meraka dönüşmesine tanıklık ediyorduk. Son yıllarda özel hayatı müzikal başarısına gölge düşürdü, fakat her yaştan insanı kayıtsız bırakmamayı beceren içten şarkıları ona avukatlık etmeyi sürdürdü. Yıllardır bir hit şarkısı yoktu Michael’ın. Ama o hep zirvedeydi. Son hiti ölümü oldu. Amerikan ikonunun acı sonu, bir efsanenin bitiş cümlesine çok yakıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: KO; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;">Peki hangisi daha yaratıcı, hayret uyandırıcıydı? Sanatı mı, özel hayatı mı? Dorian Grey mi, Peter Pan mı? </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muratbeser.com/neverland%e2%80%99de-zamansiz-bir-peter-pan-michael-jackson/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Michael Jackson</title>
		<link>http://www.muratbeser.com/michael-jackson/</link>
		<comments>http://www.muratbeser.com/michael-jackson/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 11:31:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbeser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muratbeser.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[  Michael Jackson yaşama veda ettiğinde henüz sadece 50 yaşındaydı, ortalama bir insanın yüzyıllara sığdıramayacağı kadar büyük işlerin altına imza atmıştı. Yüzyılın şüphesiz en iyi sahne performansçılarından biriydi ve bu nedenle üzerinden en çok para kazanılan, yaşamından özel eşyalarına kadar didiklenip, hakkında spekülasyon yapılan sanatçısıydı. Muhtemelen bu erken ölüm, onun sağlığında birilerine kazandırdığı parayı eksiltmeyecek. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;">Michael Jackson yaşama veda ettiğinde henüz sadece 50 yaşındaydı, ortalama bir insanın yüzyıllara sığdıramayacağı kadar büyük işlerin altına imza atmıştı. Yüzyılın şüphesiz en iyi sahne performansçılarından biriydi ve bu nedenle üzerinden en çok para kazanılan, yaşamından özel eşyalarına kadar didiklenip, hakkında spekülasyon yapılan sanatçısıydı. Muhtemelen bu erken ölüm, onun sağlığında birilerine kazandırdığı parayı eksiltmeyecek. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"><span id="more-332"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;">Onu tanıdığımda ben uzun saçlı bir rakçı, Michael Jackson ise henüz siyahtı. Ronald Reagan başkan, E.T. salon rekotmeni, Orhan ve Ferdi abiler baştacıydı. Ardından Michael, Quincy Jones ile stüdyoya kapanarak tarihin şekline değiştiren efsane “Thriller” albümünü kaydetti. Tüm dünya sallandı, ama “Billie Jean” klibi MTV&#8217;nin ırkçılık bariyerine takıldı. Kanal ticari hatasını anlayınca, Michael ilk kez Moonwalk (Ay yürüyüşü dansı) yaptı ve bir devrime imza attı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;">Michael maruz kaldığı ırkçı muamelenin acısını çıkarıyordu. Medyatik intikam onu beş yıl içinde, giderek has francala ekmeğine dönüşen bir cilde, Michelangelo ustalığında kusursuz yontulmuş bir buruna kavuşturuyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;">Bu sıra dışı yaşamda bitmiş evlilikleri, geleceği meçhul çocukları ve giderek bozulan sağlığıyla trajedisi ününe ün katıyordu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;">Bu zor yaşama, Michael’in zarif bedeni sadece 50 yıl dayanabildi. Arada sayısız benzerinin gelip geçtiği dünyada, umalım ki eşdeğerde birinin gelmesi için insanoğlu bir yüz yıl daha beklemek zorunda kalmaz.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muratbeser.com/michael-jackson/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki akşam, iki konser; Ahmad Jamal ve Gilberto Gil</title>
		<link>http://www.muratbeser.com/iki-aksam-iki-konser-ahmad-jamal-ve-gilberto-gil/</link>
		<comments>http://www.muratbeser.com/iki-aksam-iki-konser-ahmad-jamal-ve-gilberto-gil/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 08:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbeser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muratbeser.com/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Yer Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, tarih 5 Temmuz Çarşamba. Saatler 22:00’ye yaklaşırken sahneden beliren siyah takım elbiseli adam caz piyanosunun 50 küsur yıllık maceracısı Ahmad Jamal. Kendi bestesi ‘Aftermath’ ile açıyor konserini. Hop oturup hop kalkıyor. Alışageldiğimiz piyanonun başına çökerek konseri bitiren piyanistlerden değil. Ne de olsa Errol Garner geleneğinin temsilcisi. İyi kurgulanmış diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Yer Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, tarih 5 Temmuz Çarşamba. Saatler 22:00’ye yaklaşırken sahneden beliren siyah takım elbiseli adam caz piyanosunun 50 küsur yıllık maceracısı Ahmad Jamal. Kendi bestesi ‘Aftermath’ ile açıyor konserini. Hop oturup hop kalkıyor. Alışageldiğimiz piyanonun başına çökerek konseri bitiren piyanistlerden değil. Ne de olsa Errol Garner geleneğinin temsilcisi. İyi kurgulanmış diye geçiyor aklımızdan; işinin bir açıdan gösteri sanatı olduğunun bilincinde olan bir usta O. Varyetesi eksiksiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"><span id="more-236"></span> Çağdaşlarından daha orijinal olduğu muhakkak. Sürekli hareket halinde oluşunun altında kabına sığmayan birini saklıyor. Minyon bedeninde tahmin edilemez bir enerji gizliyor.<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Sıklıkla çığlık atıyor; Keith Jarrett’i aratmamacasına ‘ıhh’ ve ‘yeahhh’ nidalarıyla seyirci ilgisini diri tutuyor. ‘Dynamo’yu çalarken tuşları dövüyor, sürekli pozisyon değiştiriyor, kısa ve heyecanlı cümleler kuruyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Dönüyor saz arkadaşlarını tanıtıyor; beyaz kasketi, kırmızı pilot gözlüğü ve top sakalıyla bir dev oturuyor davulda; Idris Muhammed. 76 yaşında refleksleriyle hareket eden çocuk ruhlu usta için en uygun adam O. Genç basçı James Cammack’ın ise tonu ve tekniği mükemmel. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Hard-bop ‘Spanish Interlude’de renkli kişiliğini yansıtıyor; melodilerinin son notalarını vücut dili ile tamamlıyor.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Hafif ısırgan; lafını esirgemeden söyleyen akışkan sololar yapıyor; sol eline ihtiyaç duymadığı zamanlarda lafı arkadaşlarına bırakıyor. ‘Poinciana’yı, ardından ‘After Fajr’ı çalarak gönülleri fethediyor. 90 dakikalık şöleni ‘In Search Of’ ile bitiriyor.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></p>
<h2 style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Emret Bakanım </span></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Bir gün sonra aynı yerde başkası var sahnede; alabildiğine içten çığlık atıyor, el çırpıyor, bir de çılgınca dans ediyor. Düşünün bu adam berbat dizileriyle ünlü Brezilya’nın kültür bakanı. Adı Gilberto Gil. Koca bakana yakışıyor mu diyebilir, eski İngiliz TV dizisini anımsayabilirsiniz; Emret Bakanım</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Son karede izleyicilerini ayakta dans ettirerek uğurlamış olsa da, bakanın konseri epey tutuk başlıyor. Ülke meselelerinden soluk alamadığından, provalarını aksatmış olması doğal. Finalde ayağa kalkarak dans eden yüzlerce insan beni müebbet hapse mahkum etsin; ama söylemek zorundayım. Üçüncü sınıf bir orkestrası var Gil’in. Bar topluluklarından sadece yarım gömlek üstün. Solo gitarcı Sergio Chiavazzoli hariç tamamı çocuk denecek yaşta. Gil’in oğlu gitarcı Bem ve klavyeci Claudio Andrade maalesef çok zayıf. Bastığı notanın vokaliyle numaralar yapmaya yeltenen basçı Arthur Maia eğreti bir Richard Bona. Vurmalılarda Gustavo Di Dalva ve davulcu Jorge Gomes ise iç güveysinden hallice. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Tüm bunlar Gil’in değerinden hiçbir şey eksiltmiyor. Tek başına varlığı bile yeterli. Tane tane konuşan eski usul bir hikaye anlatıcısı Gil; samba ve bossa nova müziğinin hikayesini anlatırken TRT 4’deki açık öğretim üniversitesi hocalarını anımsatıyor.<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Pop tarzında başlayan, John Lennon klasiği ‘Imagine’in Brazil yorumu ile konserin bossa nova kısmına geçen bir mücadele insanı, ırkçılık karşıtı bir nefer O. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Geçen ay girdiği yaşı için seslendirdiği, yine Lennon parçası olan ‘When I’m Sixty Four’ ile geçkin bir rasta ile olgun bir sambacı karışımı yaratan içten, inandığı gibi yaşayan sevimli biri.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Herkesin ayağa kaldıran şarkı Bob Marley’in büyük mirası ‘Could You Be Love’ oluyor. İki parça sonra gelen ‘Toda Menina’ ise kopuş anı. Ondan sonrasını kimse hatırlamıyor. Ben dahil. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Not 1: Ahmad Jamal öncesi yanlış bir kararla programa konan Hijazz, müzisyenleri tarafından uzun süredir ihmal edilen bir proje olmalı. Aslında oldukça özgün ve iyi niyetli bir proje bu, üstelik de son derecek kaliteli isimlerden oluşuyor; ama maalesef klasik, pop caz, new-age ve Türk müziğini yan yana getirme çabasının menfi bir örneği. Konser öncesinde programlarının 90 dakika sürmesi, kendini Ahmed Jamal’e saklayan dinleyiciyi yordu. Ayrıca Ahmad Jamal konseri için son derece yanlış bir seçim. Programın bu gecesine hedefsizce ve amaçsızca konmuş. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Not: 2 Aynı gecenin ana konser öncesindeki ortamı, adeta bir piknik alanı. İnsan sahnedeki topluluğun çerez yerine konmasına mı üzülsün, konser sırasında belediye büfesi mantığıyla çalışan işletmenin iddia tişörtlü satıcılarının cirit atmasına mı, yoksa bu süreyi çay ve kahve servisi sonrasında sohbet fırsatı olarak görenlere mi bilemiyor. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muratbeser.com/iki-aksam-iki-konser-ahmad-jamal-ve-gilberto-gil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim’in Tom Waits’i; Ahmet Aslan</title>
		<link>http://www.muratbeser.com/dersim%e2%80%99in-tom-waits%e2%80%99i-ahmet-aslan/</link>
		<comments>http://www.muratbeser.com/dersim%e2%80%99in-tom-waits%e2%80%99i-ahmet-aslan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 08:32:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbeser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muratbeser.com/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Dersim’in Tom Waits’i sıfatı hiçte abartılı olmaz Ahmet Aslan için. Her ne kadar hayatında ne Tom Waits, ne de Neil Young dinlememiş olsa da. Ayazda bir deli yürek Ahmet Aslan. Bazen de deli ile derviş arasında gezinen, her ikisini de yüzüne yansıyan kutsal bir mutabakatla aynı bedende buluşturan bir mübarek. Plak şirketinin yetkililerine “görgüsüzlük olmasın, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Dersim’in Tom Waits’i sıfatı hiçte abartılı olmaz Ahmet Aslan için. Her ne kadar hayatında ne Tom Waits, ne de Neil Young dinlememiş olsa da. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Ayazda bir deli yürek Ahmet Aslan. Bazen de deli ile derviş arasında gezinen, her ikisini de yüzüne yansıyan kutsal bir mutabakatla aynı bedende buluşturan bir mübarek. Plak şirketinin yetkililerine “görgüsüzlük olmasın, çok reklam yapmayalım” diyebilen tarafıyla da Vizontele’nin Deli Emin’i. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"><span id="more-224"></span>Gülümsemeye çalışan mimiklerle konuşuyor. Ketum ve ürkek. Geç açılıyor; içi dolu, kapısı küçük odanın tahliyesi gibi anlatıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">12 yıl önce tesadüfen Almanya’ya gitmiş. Armoni eğitimi ve klasik gitar dersleri almış. İçindeki doğaçlama ruhuyla gelmiş gerisi. Dersim’den Metin ve Kemal Kahraman kardeşleri hatırlıyoruz. Şimdi de onu tanıyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Şarkı söyleyip, gitar ve bağlama çaldığı albümlerinin verdiği izlenimin aksine rock kültürüyle alakası olmamış Aslan’ın. Şeyh Bedrettin örnek olmuş ona, rock babalarından ziyade. Mezalime başkaldıran halk kahramanları ve ozanlarının geleneğinden beslenmiş. “İblisin talim ettiği yola minnet etmem” diyen bir ahir zaman Nesimi’si yapmış gelenekler onu.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Önemli olan halkın sınavı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Aslan’ın Kalan Müzik etiketiyle çıkan yeni albümü “Veyvê Mılaketu” (Meleklerin Dansı), Zazaca ve Türkçe parçalardan oluşuyor, tıpkı ilk albüm “Rüzgar ve Zaman” gibi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Ciwan Haco’nun “Se U Se Gule” albümünün ruh ikizi “Veyvê Mılaketu”. Eric Clapton ve Mark Knopfler gitarları (blues, rock ve doğaçlama), kendinden geçişlerle bezeli bir bağlama… Baştan sona esrik bir ruh haliyle bezeli… Halk türkülerinin ev sahipliğinde gerçekleşen bir rock misafirliğinin sofrası bu albüm. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Zazaca’nın gırtlağa dayalı vokal tekniği ilginç kılıyor albümdeki şarkıları. Genizden ve birkaç farklı tondan söylenen şarkılar, örselenmiş özgür bir ruhun iç çekişleri, ah edişleri, kısa ve çok etkili ünlemeleriyle vurgu kazanıyor. Doğasından gelen bir rock ruhuyla yıkanıyor şarkılar. Rock olsun diye yapılmamış rock ruhlu şarkıların samimiyeti ve inandırıcılığı da “mış gibi yapmadan” söylenmelerinden kaynaklanıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Olağan başlayan her şarkı, kendinden geçişlerle kanatlanıyor. Aslan’ın günlük yaşamdaki çekingen davranışlarıyla, parçalardaki esrimeler arasında uçurum var. Sosyal baskıların zincirlediği bir ruhun bütün kanatları notalarından havalanıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Klasik gitar tekniğinin bağlama üzerinde gezindiği ve sözleri Nesimi’den alınan “Minnet Eylemem” ile anonim türküler “Ali Haydar” ve “Harput’un Düzlüğü” hücum kayıt. Diğerleri de buna yakın. Makyaj ve cila yok. Bunda Almanya’da yaşayan tutkulu ve tavizsiz ses mühendisi Hakan Akay’ın payı büyük. Bağlama ve barok gitarda Kemal Dinç, vurmalılarda Fethi Ok ve gitarda Klaus Bittner’in Aslan’a iştirakleri de eksiksiz.<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">“Dağlı Bir Kabiledir Aşk”<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Fadıl Öztürk’ün “Ateşe Konuş, Küle Ağla” adlı kitabından esinlenirken, albüme adını veren parçada yerel bir dans duygusu ağır basıyor. Yerellikten havalanan yürekler, sözleri Mehmet Çapan’dan alınan “Ulu Divanda” adlı parçada, doğanın tahribatına karşı Hızır Munzur ve Düzgün’ü imdada çağırıyor tarihin derinliklerinden. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 12pt 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; mso-bidi-font-size: 12.0pt;">Konuşurken ışıldayan gözlerle bakıyor Ahmet Aslan, ama dönüp bakmıyor yeni çıkardığı albümüne. “O bitti artık. Gerisi halkın sınavı” diyor. “Önemli olan onu geçmek”.<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muratbeser.com/dersim%e2%80%99in-tom-waits%e2%80%99i-ahmet-aslan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acının, yalnızlığın ve hüznün şairi Eleni Karaindrou</title>
		<link>http://www.muratbeser.com/eleni-karaundri/</link>
		<comments>http://www.muratbeser.com/eleni-karaundri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 May 2002 06:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbeser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muratbeser.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Eleni Karaindrou müziğinin cazibesi onu tarif etmenin güçlüğünde; melankolik ve depresif ruhlara hitap eden melodileri o kadar bulaşıcı ve yaralayıcıdır ki, insan onunla kendisi arasına mesafe koymadan edemiyor. Yaşamın herkesçe bilinen acılarını, yalnızlığın hüznünü kendi anadilinden anlatıyor bizlere Karaindrou. Tarihle günümüz arasında sır dolu bir köprü kuran ve buram buram eski Yunan kokan yeni albümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eleni Karaindrou müziğinin cazibesi onu tarif etmenin güçlüğünde; melankolik ve depresif ruhlara hitap eden melodileri o kadar bulaşıcı ve yaralayıcıdır ki, insan onunla kendisi arasına mesafe koymadan edemiyor. Yaşamın herkesçe bilinen acılarını, yalnızlığın hüznünü kendi anadilinden anlatıyor bizlere Karaindrou.</p>
<p><span id="more-88"></span></p>
<p>Tarihle günümüz arasında sır dolu bir köprü kuran ve buram buram eski Yunan kokan yeni albümü “Trojan Women”da 30 parça var. Bu albüme ilham veren, M.Ö. 431 ve 404 yılları arasındaki  Peloponnesian savaşını anlatan ünlü yazar Thucydides’in mısraları, bundan tam on yıl önce Karaindrou’nun piyanosunda yeniden canlanmaya başlamış. Aslen film kompozitörü olarak bilinen Karaindrou, Yunanistan’da bir dağ kasabası olan Athens’da doğmuş, Hellenikon Odion’da piyano ve müzik teorisi öğrenmiş. 1969’da Paris’e yerleşerek, orda beş yıl boyunca etnik müzik eğitimi almış.</p>
<p>Karaindrou&#8217;nun en ünlü ortaklığı  sinemacı Theo Angelopoulos’la birlikte çalışmaları, 1982’de başladı ve 1991’deki “The Suspended Step of the Stork”, 1995’deki “Ulysses Gaze” ve 1998’deki Palm Ödüllü “Eternity and A Day”le devam etti. ECM’in patronu Manfred Eicher, Karaindrou’nin müzikal birikimini albüm yapmak üzere kesti, biçti ve mix’ledi; müziği tiyatral perdenin arkasından alarak  sihirli dokunuşlarla onu yeniden yapılandırdı. “Eternity and A Day” filmi için yaptığı geleneksel Yunan müziğinde kullanılan çeşitli enstrümanlar ve akıldan çıkmayan geçişlerle dolu müziklerin filmlerden bağımsız olarak ayakta durabilme özelliği, sadece iyi soundtrack değil, aynı zamanda iyi müzik yaptığını ispatladı. Karaindrou ayrıca Jules Dassin ve Chris Marker gibi önemli Avrupalı yönetmenlerle de çalıştı.</p>
<p>Filmler için yaptığı, başarılı albümlerden sonra Karaindrou, “Trojan Women”de bir tiyatro oyunu için yazdığı müzikleri seslendiriyor; İlk olarak M.Ö. 415 yılında sergilenen oyun, savaşın felaket getiren absürdlüğü üzerine kurulmuş, tüm zamanların en iyi savaş ve tanrı karşıtı edebi protestolarından biri. Euripides bu oyunu Yunanlılara sunmadan bir yıl önce, Athenalılar, Melos adasına saldırmışlar, öldürerek, tecavüz ederek, yakarak, yıkarak, vahşi bir şekilde fethetmişler; hayatta kalan kadın ve çocukları köle olarak satmışlardı. Euripides, bu yıkıma karşı sanatıyla pasif bir boykot gerçekleştirir. Oyun, insanları sömürüye karşı uyarır.</p>
<p>Antonis Antypas’ın sahneye koyduğu Euripides trajedisi oyun, ilk defa geçen yıl 31 Ağustosta Ancient Tiyatrosunda 15 bin seyircinin karşısında sahnelendi. Karaindrou ve Antypas ikilisinin ortaklığı 1986’dan beri sürüyor.</p>
<p>Albüm kapağına Karaindrou, “Araştırma ve analizin, bilgi toplamanın ötesinde bir şeyler vardır; şiirsel bir metnin anlayışının ötesinde bir şeyler. Bunlar asla anlatılamaz, sadece hayal edilebilir” diye not düşmüş. “Trojan Women”in farklı etkileri  Karaindrou’yu daha geniş bir müzikal bakış açısı için cesaretlendirir; folk enstrümanları ve koro ile mitolojik bir atmosfer ve tını oluşturur. Onun ‘evim’ dediği toprakların malı olan lyra, kanonaki, ney, santuri, outi, laouto, harp, daires, daouli gibi enstrümanlar, zamanın derinliklerinden kopup gelir. Sarmalayıcı ve tedavisiz romantik, naftalin kokan parçalar sizi geçmişin tutkulu sislerinin örttüğü manzaraları çağrıştırır; sır dolu dokunuşlarla bezeli, hastalıklı derecede içe kapanık melodiler sizi zamanın ötesine  taşır.</p>
<p>Melodik folklorik bir basitlik taşıyan armoni dolu bir müzik sunar, ama bu melodileri öylesine donuk renklerle bezer ki, açık koyu ilişkisindeki pesimizmi nedeniyle bu şarkıların renk lekeleri ile çalışan Mark Rothko’nun elinden çıkmış bir  tablodan fırladığını düşünmeden edemezsiniz. Akıldan çıkmayan öldürücü derecede yoğun ve psikolojik açıdan derin bir durağanlığın müziğidir bu. Bir Mahler senfoni gibi kızgın, ancak bir  o kadar  da sade bir tını. Eğer potansiyel olarak intihara eğiliminiz varsa, yaşama pamuk ipliği ile bağlı olan bu albümden uzak durun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muratbeser.com/eleni-karaundri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

