10 yıllık öksüzlük; Frank Zappa

by · Aralık 6, 2003

53 yaşındaydı ve 4 Aralık 1993 günü, sabaha karşı prostat kanserine yenik düştü besteci, gitarcı, şarkıcı, yapımcı Frank Zappa. Aradan tam 10 yıl geçti, ama eskimek ve unutulmak bir yana, onun yarının müzisyeni olduğu her geçen gün biraz daha anlaşıldı.


Yüksek kültüre karşı duyduğu nefret ve hayranlık arasında Zappa, ilk iki albümü “Freak Out” ve “Absolutely Free”de, kokuşmuş Amerikan yaşam tarzını kıyasıya eleştirdi; ‘Plastic People’ (bu deyim bir küfür) ve ‘America Drinks And Goes Home’ (Amerika, içer ve eve gider) adlı şarkılar, sadece tüketen vatandaş tiplemesi üzerinden Amerikan toplumunu yöneten aldatıcı moral değerlere saldırdı. Onun ilham aldığı konular saymakla bitmez; ama içlerinde bir tanesi vardır ki, o en sevdiği gıdasıdır; müzikal klişeler. Örneğin rock ve pop kalıplarını küçümseyerek zorladı; “We’re Only in it For The Money” albümünde, dünyayı sarsan The Beatles manyaklığını tiye aldı. ‘Ciddi’ müzikler bestelemeyi, bestelediklerinin ‘saygın’ salonlarda dinletmeyi hep arzuladı, ama kimsenin iplemeyeceğini düşünerek, kendine ait bir topluluk ile rock müziğinde karar kıldı.

Her ne kadar pek okumamış olsa da, sözleri sıklıkla Bertolt Brecht ile kıyaslandı. O yüzden yapıtlarını satirik provokasyon ve tiyatral toplumsal eleştiri ile Webern arasında tarif etmek yanlış olmaz. Ve tabii bir de, her ne kadar biçimi oldukça ironik bir biçimde bozulmuş olsa da, özgür doğaçlamaya dayalı caz. Örneğin “The Grand Wazoo”, caz-rock ve groove ilişkisi üzerine giydirilmiş bir big band başyapıtıdır. “Jazz From Hell”, çok katmanlı bir senkop arayışının ürünüdür. Müzikal açıdan en iyi albümlerinden biri sayılan “Apostrophe”, kendinden sonra tekrar edilen pek çok kalıp yaratmıştır. Müziği zıtların toplamıdır ve malzemeleri montaj tekniği ile bir araya getirilmiştir.

Onu klozette otururken gösteren çıplak fotoğraf, hem Groucho Marx vodvillerinin etkisi altındaki tiyatral gösterilerinin, hem de saygı duyamadığı kendi dışındaki dünyaya sergilediği tavrın en çıplak dışavurumudur; aynı zamanda da 70’li yıllarda rocker gençliğin duvarlarını süsleyen en ünlü posterlerden biridir.

Zappa, Edgar Varese’in kavramlarına ve Charles Mingus’un arajmanlarına çok değer verirdi; kompozisyon anlayışını geliştirirken onlardan faydalandı. Gitar tekniği konusunda Wes Montgomery’yi doğal öğretmen olarak gördü. Roland Kirk ve Archie Sheep’in mürekkebini yaladı. Topluluğu The Mothers Of Invention, klavyeci George Duke, kemancılar Jean-Luc Ponty ile Sugar Cane Harris, saksofoncu Ernie Watts ve gitarcı Adrian Belew gibi iyi isimlerin içinden geçtiği bir okul işlevi gördü. Steve Vai’ın hocalığını yapan Zappa bir gitar virtüözü idi; ancak besteciliği her zaman bunun önünde anılmalıdır. Elektronik müziğin tarihi üzerine incelemelerde bulunan, bunun olanaklarını kullanmayı iyi bilen müzisyen, ilk rock opera ve ilk konsept albüm, ve ilk caz-rock plaklarına imza attı. Asit rock ile klasik müzik arasında gidip gelen yapıtları, gelenekler arası bariyerleri ortadan kaldırdı; müziğinin okullarda doktora konusu edilmesine neden oldu.

Sicilyalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Zappa’ya kalan en büyük aile mirası, yarım yamalak bir solculuk idi. Politikaya hayat boyu ilgi duydu; şarkılarında politik konulara çeşitli alaycı göndermelerde bulundu, ama onu asla gereği gibi kavrayamadı. Bu yüzden de politikanın nesnesi gibi kullanıldı bazılarınca. Bunun en açık örneği, 1968 yılında ardında şekilsiz aydın
muhalifler bırakan “Prag Baharı” denen eğreti süreçte, bir kahraman gibi karşılanması oldu. Bu süreci yaşayan Çek gençliğinin ilahı olduğundan, uyanık demokrasi havarisi Vaclav Havel tarafından bu ülkeye davet edildi ve vitrin malzemesi olarak resmi makamlarca ağırlandı.

Tuhaf görünüşüyle Zappa, sanıldığının aksine yaşamı boyunca alkol ve uyuşturucu kullanmadı. Çalışkan kişiliği ile ürettiği (toplamalarla birlikte) yüzün üzerinde albümün dışında, beş de kitabı vardır. Ayrıca da tüketilemeyecek kadar çok manevi değer. Kendinden sonra (Beastie Boys’a hip-hop’un Zappası, System Of A Down’a metalin Zappası denmesi gibi), konusundaki önemli isimlerin onla özdeş anılması bir rastlantı değildir.

Tüm sevenleri arkasından hala aynı şeyi söylüyor; Bizi terk edeli 10 yıl oldu. Yokluğuna alışamadık.

Kategori: Cumhuriyet

Yoruk Bırak