“Bu benim kafamdaki dünya değil” satırlarının sahibi Matthew Herbert, 30 yaşında ve Londra’da yaşayan bir İngiliz elektronikçi müzisyen. Herbert, caz ile şarkı yazarlığını mümkün olduğunca iç içe geçirebilmek için onları klasik olmayan bir house anlayışı ile ilişkilendirmiş. “House sound’unu vuruşların etkisini azaltarak yeniden yaratıyorum; George Gershwin ve Cole Porter gibi önceki kuşakların söz yazarlarının house ile buluşturulduğunda, ortaya nelerin çıkacağını çok merak ediyorum” diyor Herbert son albümü “Bodily Functions” üzerine konuşurken.
Herbert plaklardan sample almıyor, çünkü bunun günümüzde bir çeşit emek hırsızlığı boyutuna vardığını düşünüyor ve yaratıcı olmayan sample müziğine şiddetle karşı çıkıyor. Eser sahibine en ufak bir saygı göstermeksizin yapılan işlerin enflasyonundan duyduğu rahatsızlığı, onları ‘çalıntı iş’ olarak değerlendirerek dile getiriyor. Bu işlerin alayı Herbert’in gözünde korsanlıktan başka bir şey değil.
Herbert ‘üç kağıtçı’ müzisyenlerle yan yana gelmekten özenle kaçınarak, hastalığın panzehirini ‘yaşamın ve doğanın seslerinde’ buluyor. Yenilikçi ve devrimci müzisyen sıfatıyla eserlerindeki özgürlük kavramı, temel gıdasını onun bitmek tükenmek bilmeyen buluşçu anlayışından alıyor; yerinde duramayan house ile serbest çalınmış akustik cazın doğaçlaması bu yaratıcı zekaya sınırsız olanaklar veriyor. Onun için müzikte yenilenme en önemli şey.
Herbert’i techno’culardan ayıran ona has bir nokta var; O techno’nun uçsuz bucaksız topraklarında genellikle kaybolmakla sonuçlanan deneysel saklambaçlar oynamaktansa, en rasyonel opsiyonlara yöneliyor. Şayet Techno’nun amacı sadece eğlenmek olsaydı, yıllar önce Brian Eno’nun açtığı yoldan yürüyen Herbert gibi bir old-school animatörünün kazığa geçirilip yakılması gerekirdi.
Herbert’in müzikal arayışları insancıl detaylara sahip; örneğin, kurbağamsı geğirmeler ve dub süslemeler arasında dokunaklı kadın vokaliyle işlenen ‘Leave Me Now’, usta bir mimar tarafından dizayn edilmiş genelev gibi; şık, ama biraz soğuk. Tıpkı albümün bütünü gibi sade ve aynı zamanda şaşalı. Dans müziği basınında müziklerinden ziyade, çalışma prensipleri ve yöntemleriyle tartışma konusu yaratan Herbert, algıları zorlayan bir çizginin deneycisi, dans temelli tüm müziklere olan sevdasını kendini ifade etmenin değişik anlamlarıyla birleştiren bir kaşif olarak ilgi görüyor.
Herbert müzik eğitimi görmüş olmasına karşın, yaratıcı gücünün çoğunu dijital sample dünyasının sağladığı kompozisyon potansiyelinden, modern müzik türlerinden, hatta günlük hayatımızda kullandığımız kap kacak, çanak çömlek gibi şeylerden alıyor. (yeni beat’ler keşfetmek uğruna biberlikten salata kabına kadar birçok tuhaf şeyin sample’ını yaptığı biliniyor) Biz her ne kadar onu Herbert adıyla azıcık tadabilmiş olsak da, o bizi daha önce Doctor Rockit adıyla tıka basa doyurmuştu.
Rockit olarak techno denemeleri yaptı, old ve new-school electro-funk’a ve house etkileşimli techno’ya, komik melodiler, sol eğilimli sample’lar ve vokal parçacıkları ile fingirdek beatler’e yöneldi. Radioboy olarak bol katmanlı “Around the House” ile üsluplararası sınırı ortadan kaldırdı; house kavramına yeni bir anlam kazandırdı. Şimdi de etki gücü yüksek “Bodily Functions” albümünde sevgi, insanlık ilişkiler ve bozulmuş toplum üzerine şarkılar söyleyen Amerikalı kız arkadaşı Dani Siciliano’ya geniş yer veriyor. Bu etkileyici proje ile kolay olmayan deneysel house parçaları sunuyor bizlere. Onun kendine has ince beğeni işi sanatsal tarzı, yılışık post-rave house’un yıpranmış yüzüne yumruk gibi iniyor ve gerçek müzik severin yüreğinin yağını eritiyor.
Her ne kadar buradaki çoğu sample anatomiden (insan vücudundan) alınmış olsa da, Aphex Twin’in son çalışmasından dumura uğrayanlar bu çalışmadan memnun kalacaklar. Çünkü Herbert modern teknolojinin getirdiği olanaklardan yararlanma konusunu abartmıyor; Parçalarında kalıplaşmış sampler’lara, önceden hazırlanmış synthesizer efektlerine yer yok; geleneksel enstrümanların ağırlığı hissediliyor.
İçerdiği onca bilime ve kuru teori yürütmelerine karşın “Bodily Functions” arka plandaki prodüksiyon işlerinin kendisine ayak bağı olmasına izin vermeksizin yapılmış sıcak bir albüm. Esasında, varacağı yerin bilincinde olarak pazar yürüyüşüne çıkmış Herbert’in yanındaki post-modern lounge şemsiyesi de denebilir. Eklektik yanları bulunsa da, “Bodily Functions” son derece bütünlüklü bir albüm; akıl ve sanat arasında mantık evliliği…