Büyükbaba’nın U dönüşü; Iggy Pop “Skull Ring”

2003, müzisyenlerin U dönüşü noktasını temsil ediyor. Bu yıl albüm yapan pek çok sanatçının, ortak tarafı, çareyi köklerine geri dönmekte bulmuş olmaları. Yola çıktıkları günlerin ilk heyecanını, eski dostları toplayıp, benzer kayıtları yapmakta aramaları. İşte Iggy Pop’un, The Stooges üyeleri Ron ve Scott Asheton kardeşleri işe dahil ederek ve yapımcılığı üstlenerek çıkardığı dumanı üzerinde “Skull Ring”in bir yüzü, yukarıdaki tarife uymakta. Duruşuyla Punk hareketine örnek olan Iggy & The Stooges, Haziran 1974’de faaliyetlerine son noktayı koydu. “Raw Power” ve Iggy Pop adı ile çıkan “The Idiot”, yanlış kaydedilerek punk kayıtlarının modeli plaklar olurken, Iggy sonrasında dramatik zamanlar yaşadı; alkol ve uyuşturucu tedavisi gördü, David Bowie’nin yardımıyla müziğe geri döndü. Punk hareketinin yükselen dalgasının eteklerine tutundu, o yıllar yaptıkları ile sayısız hırçın ekibe ilham verdi.

Hayatı boyunca ‘pislik’ diye sıfatlandırılmaktan hoşlanan, sokak kültürünün klişe ‘outsider’ı, 30 yıllık ‘rock’n roll hayvanı’ görevinin ardından, toparlanarak yaşamın olgun ve derin yanları üzerine düşünmeye başladığının işaretlerini veren balad koleksiyonu “Avenue B”yi 1999’da çıkardı. Medeski, Martin & Wood’un desteğindeki albüm, William Burroughs ile Frank Sinatra pozları arasında gidip gelen, kendiyle barışık bir Iggy sunuyordu. Yoksulların ve evsizlerin uzaklaştırıldığı, porno tiyatrolarının kaldırıldığı, üstsüz kadınların bulunduğu barların yasaklandığı, caddede araba camlarını silerek para dilenen çocukların ıslah evlerine tıkıldığı bir New York’dan sıkılmıştı Iggy. Ne de olsa yaşamın çürümüş ve pis yanları ilgilendiriyordu onu; kendini de oraya ait görmekle birlikte, konularını toplumun en dejenere ve düşkün kesimlerinden çıkarıyordu. Amerikan ideolojisiyle ‘steril hale getirilmiş’ New York’u terk ederek, pis göbekli burjuvalara bedenini satan kızların güneşlendiği Miami’ye attı kendini. Iggy’nın huzur arayışlarının bu kokuşmuş yerde de sonuç vermeyeceği ortadaydı. Nitekim “Beat Em Up” albümü Iggy’nin psikolojik kimyasının yine bozulmaya başladığının ipuçlarını verdi. Bu albümü için verdiği konserlerden birinde sahnede uygunsuz bir hareket çekerken burnunu kırdı ve aciz bir ‘Punk Büyükbabası’ görüntüsünden rahatsız oldu.

Iggy saadeti şimdi eski arkadaşları The Stooges’da arıyor. Gençlik özlemlerini dile getirme ve yeni bir çıkış fikri, artık hayatta olmayan Dave Alexander dışındaki topluluk üyelerini heyecanlandırıyor. Kapak resmi Motörhead’in “Iron Fist”ünü andıran yeni albümün gençlik özlemleri The Stooges, yeni çıkışı ise Greeen Day, Sum 41 ve The Trolls ile vücuda geliyor. Yeni albümde 16 parçadan dördünü The Stooges, altısını The Trolls, ikisini Green Day, birini Sum 41, ikisini Peaches ile gerçekleştirdi; Iggy bir şarkıda solo takılıyor.

Fantastik ses örgülü “Skull Ring”in hoparlör patlatan açılış parçası ‘Little Electric Chair’, ‘Search and Destroy’ günlerinden kalma. Scott halen ürkünç ve sinirli; insanın kafasına çivi çakar gibi çalıyor davulunu. Ron’un gitar tarzı mantık dışı, korkulu ve kulak zarı yırtan cinsten. Tek fark şu; orijinal The Stooges albümlerindeki şarkıların vokali ve sözleri kontrollü ulumalar, gençlik öfkesi ve kendinden iğrenme etrafında yoğunlaşırdı. Ancak 56 yaşındaki birinin yine aynı konular etrafında, yaşını ve gerçeklerini unutarak yapmaya çalıştığı parodi, kendisini bazen gülünç duruma sokmakta. En iyi parça ‘Dead Rock Star’; tam bir çekiç gibi iniyor kafalara, Iggy anıların üzerinden buldozer gibi geçiyor. Korkuları yüzünden yaşamı ile kumar oynayan ve kendini ölü bir rock yıldızı olarak gördüğünü anlatan şarkı, hem adı, hem de içeriği ile Iggy’nin ciğerini ortaya koyuyor. Bir sorun, The Stooges şarkılarının ‘tehlike’si ortadayken, içinde bulunduğu koşullar altında Iggy’nin aynı kerte kuyruğu dik tutma olasılığının bulunmaması. Biri ikisi bir yana, şarkıları tam anlamıyla The Stooges mirası olarak görmek doğru değil. Eskiyi yad etmek için bir araya gelen eski arkadaşlar olarak kabul edilmeleri daha iyi. Iggy’nin taze kanı yeni kuşak isimlerde araması derdine deva olamıyor. Eşlikçiler arasında en iyisi The Trolls; kapanıştaki ‘Blood On Your Cool’ bunun için fikir veriyor. Iggy’nin akustik gitarıyla söylediği ‘Til Wrong Feels Right’, albümün iyilerinden.
Unutulmamalı; U dönüşü dönüşlerin en trajik olanı; dönülecek başka bir yerin kalmadığını gösteriyor.

Bu yazı Cumhuriyet kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>