Sıradaki merhum kim?; The Essential Janis Joplin

by · Şubat 1, 2003

Hakkın rahmetine kavuşan her yıldız, yaklaşık beş yıllık bir ortalama ile plak şirketleri tarafından mezarı başında rahatsız edilir. 27 yaşında, son albümünü göremeden yaşamını yitiren şarkıcı Janis Joplin’in 30 parçalık ikili toplaması “The Essential Janis Joplin”, doğumunun 60. yılı münasebeti ile bugünlerde piyasaya sürüldü.

Blues müziğinde bir beyazın ulaştığı uç noktayı temsil eden Janis, kendisiyle ve çevresiyle barışık değildi; çivisi yerinden oynamış bir dünyada, dizginsiz bir yaşam tarzı içinde alkol ve uyuşturucuya teslim olmuştu. En hüzünlü şarkılarından biri ‘Kozmik Blues’da, hayalleri ile gerçekleşenler arasındaki derin uçurumu anlatıyordu.

Orta sınıfa mensup ailenin iyi şartlarda okutulmak istenen kızı, 50’li yılların ortasındaki güneyin tutuculuğuna karşı, iyi aile kızı tiplemesinden nefret etti. Yaşıtları ilk aşk tecrübelerini yaşarken, tombulluğu nedeniyle yüzüne bakılmayan Janis, şöhretin doruğunda bile, hakkı olan güzelliğe sahip olamayışını hazmedemedi. Duyguları destursuz, istekleri sınırsız ve şaşırtıcı, elde ettikleri ise neredeyse bir hiçti; bu ikisi arasındaki gerilim onu mutsuz ve psikolojik açıdan aşırı derecede hırsına yenik, bir o kadar da asosyal biri haline getiriyordu. Şarkılarına yansıyan kişilik parçalanması, Judy Garland ve Edit Piaf’a öykünmesine yol açtı; en fazla yaşamına model oluşturan isim Bessie Smith oldu.

Janis işinde ciddiyetiyle Joan Baez’e, coşkusuyla Grace Slick’e, hoş sesiyle Judy Collins’e, beste tarzıyla Joni Mitchell’e benzetiliyordu; hepsinden bir parça taşıyordu, ama bunların hiçbiri değildi. Belki her birinden alınmış lego parçalarının garip bir şekilde yan yana koyarak şekil oluşturmaya çalışıyordu. Kadınsı yanının az gelişmiş oluşu, ona aynı zamanda hiçbir yere ait olmama ve rafine bir ifade gücü veriyordu.

İlk grubu Big Brother & The Company, sadece bir rock grubu değil, aynı zamanda bir komün idi. Orta sınıftan gelen beyaz üyeleri, içinden çıktıkları sınıfın kültürünü reddediyorlardı; çaldıkları parçalar, afro-amerikan ve blues temelliydi. İyi müzik eğitimi almamışlardı, ama yüksek volümde çalarak açıklarını ustaca kapatıyorlardı.

Janis döneminin politik olaylarının dışında tuttu kendini; çünkü o sadece kendisiyle meşguldü. Yıldız olma hırsı içinde verdiği görüntü, Pin-Up kızlarının önünü açtı. Kült figür olarak kalmak ona yetmiyordu; bu yüzden daha profesyonel kadrodan oluşan Kozmik Blues Band ile bir çok turne yaptı. Turne başarısı ve artan ünü, aynı zamanda uyuşturucuya iyiden iyiye bağlıyordu onu. yabanıllığının melodik şarkılarla dengelendiği albüm “I Got Dem O’l Kozmic Blues”, büyük bir başarı sağladı.

Dışardan bir rüya gibi görünen yaşam, Janis’i eroinin etkisiyle uçuruma sürüklüyor, gittikçe çekilmez ve yaratıcılığı tükenen biri haline geliyordu.
Teselliyi uyuşturucu ve günübirlik ilişkilerde arayan Janis, sürekli korku içinde, ‘iyi bir erkek’ ve ‘sıcak bir yuva’ arıyordu. Bulduğu tipler konser sonrası genç oğlanlar ya da kendisi gibi uyuşturucu sorunu yaşayan insanlardı; arada bir oltasına düzgün biri takılsa da, onu elde tutmayı beceremiyordu. Ne yaptığını bilmez bir biçimde lezbiyen ilişkilere de giriyor; arada biseksüelliğin faydalarından söz ediyordu.
Politik söylemli grup Country Joe & The Fish’in şarkıcısı Joe McDonald ile yaşadığı kısa aşkın sonunda, mutsuzluğu daha da derinleşti. Ardından ‘Ball And Chain’de, hayatı boyunca bir pranga olarak taşıdığı aşkla yaşayan terkedilmiş bir kadını anlattı.

Janis grubu Full Tilt Boogie ile son albümü “Pearl”ün kayıtlarından kısa bir süre sonra, 4 ekim 1970’de alkol ve eroin yüklenmesi nedeniyle yaşamını yitirdi; cesedi isteği üzerine yakıldı ve külleri Kaliforniya sahilleri üzerine savruldu. Erkeklere ait olan rock’n roll dünyasında kendini kabul ettirmeyi bilen Janis, ölümünün ardından feminist hareketin öne çıkardığı isimlerden biri oldu. Ölüm, hayatıyla oynadığı tehlikeli oyunun kaçınılmaz sonuydu; yazar Ellen Willis’e göre, kurban değil, kazazede idi.

Kategori: Cumhuriyet

Yoruk Bırak