Rock dünyasının kült müzisyeni Jonathan Richman bir defasında demişti ki: ‘büyük bir zevkle çalıyorum, tamamen ağzımın tadıyla’. Bu ilerici caz piyanisti Jason Moran için de geçerli.
Bazı müzik dergilerinde büyük bir yanılsama ile Moran’ın yeni albümü “Same Mother”ın türüne avangard yaftası kondu. Halbuki, yaşamını pür modern caz müziğine adayan Moran, altıncı Blue Note etiketli albümünde ilk defa bu kadar yoğun bir biçimde blues müziği ile sarmaş dolaş oldu. Ama alışık olduğumuz ve ezberlediğimiz blues kalıplarını öylesine ihtiraslı ve ortodoks karşıtı bir anlayış ile çaldı ki, bu eskimiş müzikal biçimler ister istemez kulağa çarptığında olağan bir avangardizm yanılsaması yarattı.
Harlem sokaklarının tozunu yutmak, New Orleans’da piyano profesörü olmaktan çok daha önemliydi onun için. Evet! belki yukarıda oturanlar dünyanın en iyi salonlarına konuk oluyor ve iyi de para kazanıyorlardı, ama caz piyanosunun gelişiminde son sözü, yırtık pantolonlu cebi delikler söyleyecekti; iki ünlü isim James P. Johnson ve Willie ‘Lion’ Smith, her ikisi de bu kuşak içinde öne çıkan eşsiz bestecilerdi. Caz bir gelişim süreciydi. Müziğin, bugünden daha az türe sahip olduğu zamanlarda genç caz müzisyenleri tecrübe edinmek, kendini geliştirmek ve bir sanatçı olarak olgunlaşmak için daha farklı şanslara sahipti. Çoğunlukla henüz kişisel çizgilerini bulamadan, tükenene kadar çalanlar ve en güçlüler hayatta kalabildi. Buna karşılık Genç Aslanların hatalarından ders çıkaran yeni bir caz müzisyeni kuşağı yetişti. Moran bunlardan biri; onun gelişimini izlemek heyecan verici bir süreç. Kültürlü bir aileden gelen Moran, Errol Garner, Art Tatum, Cecil Taylor ve Thelonious Monk gibi değerli isimlerin mirasına sahip çıkanlar arasında genç kuşağın en yetenekli adı.
Moran ilginç isimli bu yeni albümünü gerçekleştirmeden evvel, karısına annesinden miras kalan caz ve blues önerilere kulak vermiş. İnanması güç, ama bu bir gerçek; çünkü Moran’ın kaynanası gündemi, gelişmeleri ve modayı izleyen, yani kısacası zamanını kültürel açıdan iyi tüketen oldukça ilginç bir kadınmış. Onun evinde topladığı favori plaklarından yapılmış dinleme seansları, “Same Mother” albümünün oluşmasının biricik ilham kaynağı olmuş.
2003 tarihli “Bandwagon” projesinde süslemecilikten uzak bir estetik anlayışı içinde olduğunu net bir tavır halinde ortaya koyan Moran, geleneksel ve ticari cazdan uzak duran kimliğini giderek sivriltiyor. “Same Mother”da armonik, ritmik ve melodik yaratıcılığını cömertçe sergilediği yorumlarda bulunuyor; her pasajda doğaçlama yeteneğini konuşturuyor. Kendi kültürünün içinden çekip çıkardığı malzemelerden, bol bol kullandığı zihin açıcı müzikal oyunlar, gizli seksi bir hava, mahir gitar dokunuşları, ustaca yaratılmış vızıldayarak etkileyen atmosferik bir tınının yardımı ile görkemli bir müzik yaratıyor.
Moran’ın son zamanlardaki takıntısı polisiye romanlar ve gangsterlerin dünyası. O yüzden açılıştaki ‘Gangsterism On The Rise’, silah gibi patlayan sol el tekniğinin, çatışma sahnelerine gönderme yapan yuvarlanan davullarla flört ettiği parça. Gitarcı Marvin Sewell’in albüme katkısı büyük; deli deli çalınan bir punk rock gitarıyla, katıldığı parçaları mükemmel ateşliyor. Örneğin ‘Jump Up’ ve Mal Waldron bestesi ‘I’ll Play The Blues For You’ yorumunda, biçimi geleneksel bir 12 bar olan parçadan fokur fokur kaynayan bir çorba çıkarıyor; hem de tencereden hiç taşırmadan. Basçı Tarus Mateen ve davulcu Nasheet Waits, çetenin diğer tetikçi üyeleri. Son parçanın adı Moran’ın tarzını ve yaklaşımını çok iyi anlatıyor; ‘Gangsterism On The Set’.
Zaten albümün bütününde kendini gösteren blues müziğinin ve New Orleans karnavalları atmosferinin nedeni de bu. Ancak bu yanlış bir fikir vermesin; dediğimiz gibi Moran’ın müziği geleneksel olmamakla birlikte, kesinlikle avangard’da değil. Bu müzik arada derede olmanın verdiği buruk tat gibi; tıpkı metres ile karısının arasında kalmak, barda takılmakla yatılı okulda okumak, hayvansever olarak et yemekten vazgeçememek türünden gerilim ve çelişkileri sonuna kadar yaşıyorsunuz “Same Mother”da. Moran’ın cazı, yüzde yüz insan manzaraları ve ihtirasları üzerine kurulu. Yüksek kültür hiçbir zaman tükenmeyecek kadar bereketli bir pınar, ama unutmayalım ne öğreniyorsak sokaktan öğreniyoruz.
Not: Genç kuşağın en yetenekli piyanistlerinden biri kabul edilen Moran, bu akşam “Same Mother” turnesinin kapsamında Indigo’da olacak. Ayrıntılı bilgi için 244 85 67 ya da bileti