Bir kez daha çal Peel (John Peel anısına)

“Dinleyicilerimin kim olduğunu hayal ederken, hep genç bir tip geliyor aklıma. İşte ben hep o tip için çalıyorum. Bunu yaparken de çok fazla konuşmama gerek yok; parçanın adını ve kime ait olduğunu söylemem yeterli. Dinleyenin yalnız olmadığını düşünmesi için başka bir şey bilmesi gerekmiyor.” Böyle açıklamıştı onu her zaman genç tutan içindeki radyoculuk tutkusunu John Robert Parker Ravenscroft ya da herkesin onu tanıdığı adıyla John Peel.

Tüm zamanların en büyük, en önemli ve en etkileyici radyo DJ’i olan Peel, 25 Ekim 2004 günü bir iş gezisi için bulunduğu Peru-Lima’da geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.

John Peel adını 60’lı yıllarda –o zamanlar korsan yayın yapan- Londra Radyosu’nda iken uygun görmüştü kendisine. Burada İngiliz dinleyicilerine bir gemiden sesleniyordu, çünkü henüz yasal değillerdi ve yakalanmamak için yerlerini sürekli değiştirmeleri gerekiyordu. Kaçak yaşamdan bir süre sonra sıkılan Peel, 1967 yılında BBC’ye geçti; sözleşmesi altı aylıktı, ama tam 37 yıl sürdü bu hikaye.

Bu süre zarfında yüzlerce topluluk keşfetti; onları destekledi ve neredeyse tamamını ünlü yaptı. Bir çoğunun şarkılarını ilk defa radyoda çalan kişi oldu Peel. Onun tezgahından geçenler arasında müzik dünyasının zirvelerine kadar tırmanmayı beceren The Grateful Dead, Velvet Underground, Pink Floyd, T. Rex, Roxy Music, David Bowie, Pulp, The Undertones, Sex Pistols, The Smiths, The Fall, New Order, Nirvana ve Blur gibi isimler vardı.

Hiçte abartılı bir sıfat değil; Peel, popüler müziğin zevklerinden sorumlu bir kültür otoritesi idi. O gün radyoda neyi çalmış ve tanıtmış ise, yarın o topluluk gündeme oturuyordu. Ağzından çıkan cümleler, hikmetinden sual olunmaz birer kanun gibiydi adeta. Çalışma biçimi ise bir devlet radyosu için oldukça sıra dışı ve bir devrim niteliğindeydi.

Herhangi bir radyo için intihar anlamına gelecek müzikleri büyük bir cesaretle davet ediyordu programına. Hem de ‘prime time’ gibi en can alıcı saatlerde. Üstelikte eklektik yapılı programlarında belli bir türler arası yumuşak geçiş gibi klasik bir düzeni yoktu; parçaların aralarında ya da ortalarında ileri geri konuşmuyor, bir death metal parçasından, eski bir blues ya da bir Rus halk şarkısına, sonra da rahatlıkla bir Alman tekno örneğine geçiyordu. Bu kendinden eminlik ve seçimlerindeki tam isabet, onun başarısının sırrı oldu.

Peel’in BBC’deki radyo gösterileri, tüm zamanlarda 16 yaş altındakilerin en çok ilgi gösterdiği programlardı. Hayalini kurmak bile çok zor: 65 yaşında bir adam MTV’nin ticari bombardımanını, izlenmesi kolay içi boş magazin programlarını, toplumun genel beğenilerinin altını çizen ucuz yapımları, aradaki kuşaklar arası kültürel çatışmaları hiçe sayıyor ve bir başka dünyanın insanlarını büyük bir maharetle peşinden sürüklemeyi beceriyordu. Her önermesi yazıya dökülmemiş bir kanun gibi, kuşaklar arası buzulları kırıyor, her kuşaktaki insanın alışkanlıklarını ve ezberledikleri doğruları değiştiriyordu. Sadece bildikleri müzikleri dinleyerek odasının perdelerini dış dünyaya kapatan orta yaş bunalımlı erkek ve bayanlar ilk ondan dinledi ve sevdi punk, hip-hop, tekno ve drum’n bass müziğini.

“Toplumun genel olarak ekonomik ve politik bunalımlar yaşadığı belirsizlik zamanlarında, kültürel ve sanatsal açıdan istikrarlı bir şeylerin arayışına girmelerini anlayışla karşılıyorum. Eğer bunu pop kültürünün bir parçası olarak görüp de mainstream (ana akım) eğilimlerde buluyorlarsa, bu hiç yoktan iyidir” diye düşünen Peel, işini hiç bir zaman mainstream pop olarak görmedi. Çünkü onun işi günlük gazete çıkarmak gibi zor ve yoğun emek isteyen bir çabaydı. Durup dinlenmeden yeni heyecanlar keşfetmek ve bulduklarını paylaşarak üretmek mecburiyetindeydi. Her zaman insanların eski gazeteleri değil, günlük haberleri okumak istediklerinin bilincindeydi.

Adını taşıyan “Sessions” plakları serisi, gerçek bir gereksinimden doğmuştu. İngiltere’de 1988’e değin İngiliz Müzisyenler Sendikası, radyo istasyonlarında en çok çalınan albüm ya da şarkılardan hatırı sayılır derecede bir pay alıyordu. Tüm maddi sıkıntı çeken müzisyenlerle birlikte aynı fikirde olan Peel, bu anlamsız ve sömürücü kurala uymamak için, programına davet ettiği topluluklara canlı olarak hiç çalınmamış şarkılarını ya da bilinen şarkıların alternatif versiyonlarını çaldırıyor; sonra bunları “The John Peel Sessions” başlığı altında plak olarak bastırıyordu. Bu başlıkla plakları çıkan yüzlerce isim arasında Jimi Hendrix, Syd Barrett, The Cure, The Smiths, Nirvana, Smashing Pumpkins gibileri vardı.
Peel’in tedavisi mümkün olamayan ve yaşamını şekillendiren müzik tutkusu, ilk olarak Elvis Presley’nin ‘Heartbreak Hotel’ini dinlediği zaman başlamıştı. Bu parçayı ilk kez radyoda dinlediğinde sadece şarkıya ve sanatçıya ilişkin değil, şarkının radyoda çalınıyor olmasına karşı içinde büyük bir ışık yanmıştı. Bu önüne geçilemeyen radyo romantizmi, onun yaşamı boyunca radyo ve müzik tutkunu sevimli bir manyak olmasına yol açmıştı. Kısa sürede dünyanın her plak bulunabilecek noktasına giden, Suffolk’daki evinin bahçesinde bulunan kulübede yüz binlerce plağı depolayan deli bir plak avcısı haline gelmişti. Onun bu tutkusu bütün korkunç hırsına rağmen onu, gerçeküstü bir kimliğin, çocukça, delice ve sempatik bir masumiyetin de sahibi yapmıştı. On binleri bulan plak koleksiyon için, zamanında evini genişletmek zorunda kalan Peel, bu arşivi yaşamı boyunca elleri ile bir bir toplayarak oluşturmuş; ayrıca her plağın üzerinde kendi elleri ile özel notlar düşmüştü. Üç asteriks ‘bu plağı kesin programda çal’ demekmiş.

Bir Amerikan radyosu ölümünün ardından onun plak koleksiyonu için 1 milyon sterlinin üzerinde teklif vermiş, ancak menajer Clive Selwood ise bu koleksiyonun ‘paha biçilemez’ olduğunu söylemişti. Peel en son 2.2 milyon euro avans veren bir yayınevi için otobiyografik bir yazı yazmıştı.

Bu yazı Cumhuriyet Dergi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>