Yeni Caz Hippileri: Medeski, Martin & Wood
Medeski, Martin & Wood, bir hukuk bürosunun ismi değil; groove aşılayan bir post-modern org üçlüsü olan grubun tipik dinleyicileri, perçemleri öne dökülen saçlı gençler, hipnotik groove etkisinde dans eden yeni müzik aşıkları ve yenilikçi caz-severler. Müzik mecralarının adı groove olan bazı müzisyenler bunu temel bir değer olarak görür, kaçınılmaz bir şekilde ondan etkilenir. Onlar 90’ların sampler ve Loop’lar ortamının el emeği göz nuru ideolojisinin militanlarıdır.
Medeski, Martin & Wood’un son albümü “The Dropper”, grubun Brooklyn stüdyosunda Wu-Tang Clan, P.M. Dawn gibi isimlerin mühendisi Scotty Hard tarafından kaydedildi. “The Dropper”, 98’in “Combustication”ı gibi grubun free caz ifadelerinin, hip-hop beat’leriyle evliliği üzerine kurulu. Albümün can alıcı eşlikçi müzisyenleri gitarcı Marc Ribot ve Sun Ra saksofoncusu Marshal Allen. Üçlünün kendini zor ele veren müziğinin temeli seviyeli kusursuz bir funk; John Medeski’nin anaforu klarnete dönüşmüş Hammond B-3 sesi ve yoğun bir canlılıkla çalınan piyano ile donanmış. Yılan gibi dolanan basçı Chris Wood devamlı tekrarlar içeren cool tavır sergilerken, davulcu Billy Martin sık sık şekil değiştiren inceliği ile kendinden emin havadadır. Geleneksel caz-soul üçlüsünden çok farklı evrensel, absurd içgüdüsel süslemelere sahip olan grubun beyni Medeski, “orgu tanıdıkça, dijital donanımı olmayan eski şeylere müptela oldum.” der.
1991’de New York’ta kurulan üçlü, Lounge Lizards, John Zorn ve Marc Ribot gibi kıvrak avangard şeytanlarının arasında adından söz ettirmeye başladı; ilk kez, şimdilerde kapanmış olan Village Gate’de sahne aldılar ve kısa süre sonra ilk albümleri “Notes from the Underground”u çıkardılar. Grup ucuz yerlerde ünlüydü. “Kapısı olan her yerde çalarız” mütevaziliğindeki Medeski, müziğinde yumuşak başlı etkileşimleri yeni tavırlarla geliştirdi. Etkilendiklerinin listesi son derece eklektikti; Jimmy McGriff, Charles Ives, Hendrix, James Brown, Meters, Bud Powell gibi temelinde gizli dans duygusu barındıran isimlerdi.
Duygusal ifadelerinden ziyade müziğin içinde kendini tekrar ederken insanı büyüleyen groove etkilemişti onları. Kutlama, ağıt veya Afrika müziğinde de bu groove ile sarmalanırsınız. Bu gerçek bir ilham kaynağıdır. Grubun groove’u birçok forma ve renge sahiptir; basit riff’i hızlandıran ve büyülü bir şekilde tempoyu yavaşlatan bir anlayıştır bu. Parçalar tekrar içeren, kendini tatmin eden bir solodan ziyade tamamen aşırı şekilde hızlanıp yavaşlayan farklı yöntemlerle yaklaşılmış doğaçlamalardan oluşmuştur. Üçü de tamamen gelişmeyi hedefleyen alışılmışa karşı alerjik, doğaçlama müzisyenlerdir.
Hippi gibi komün hayatı yaşamaları ve akustik caz aletleri kullanmalarıyla, cazcı ile rock’çı olmak arasında sıkışan grup, caz kategorisine güç bela sığdırılmış, bazen tarif edilme konusunda yazarları zorlamıştı; Ozric Tentacles’ın kozmik uçuşu, Miles Davis fusion’u, Jimmy Smith funk’ı, Mingus ve Zorn’un komplikasyonunun duyumsandığı müziklerinde, akustik davul ve basa rağmen elektronik etkisi vardır. Bu etki vahşi yüzlerini ortaya çıkarır; İngiliz caz camiasının zebani yaratılışlı ve habis ruhlu tüm gruplarıyla akrabadırlar; diz titreten, zihinsel patlama yaratan çılgın avant-punk epikleri, katalistik nümayişler ve yakıcı caz-blues etkili müzikleri muhafazakarlara uygun değildir.
Uzun saçları, Afrika tarzı takıları ve etnik sokak kıyafetleri ile bu çocuklar usta birer caz müzisyeninden çok hippi gibi görünürler; yeterince tuhaf olan farklı stilleri organik bir bütünlüğe ulaşmış, pek caz grubuna benzemeyen, birlikte çalan ve yaşayan bir aile gibidirler.
Müzikal bir denge içinde örtüşen üyelerin aritmetik toplamı kişisel yeteneklerinin üzerindedir; Birliktelikleri malzemenin kinetik reaktörüdür. Monk, Coltrane ve Ellington gibi çalınması yeterince zorluklar içeren swing icraları ile bir org üçlüsü olarak yüreklerini ortaya koyarlar. Örneğin Medeski, Wurlitzer elektrik piyanoyu altüst ederken, Martin’in çıngırak dizesine saldıran neşeli melodileri, yıllardır çalıştıkları modern klasik müzik etkisiyle kompozisyonlarda özgür fonksiyonelliğe dönüşür. Sayısız örnekteki Hip-Hop kolajlarında olduğu gibi karışık renkler sergileyen bu üç müzisyen, yapıyı oluştururken telepatik zekalarını kullanır. Ses örgüsündeki yoğunluk Medeski’nin kulağı tırmalayan deneysel Hammond orgu tarafından oluşturulur. Medeski’nin hamiyeti, Jimmy Smith’den Fellini müzisyeni Nina Rota’nın feryatlı sololarına kadar uzanan tınıdadır. Bu aynı zamanda harmoniye çağdaş bir yaklaşımdır. Çağdaş klasik müziği ve free caz krallığında yazılan parçaların çoğu, harmonik olarak öncü bir noktaya ulaşarak, karmaşık anlamlı duyguları ortaya çıkarır.
Derin bir bataklıkta kıymetli madeni bulmadan önceki arayış, şimdilerde müzik dünyasında pek sık rastlanmayan bir şey. Emek vermeden, sadece mücevheri görmek isteyenlerin bu mücevhere ulaşma şansı yok.
