Hiç bir sektör son 10 yılında müzik endüstrisi kadar büyük gariplikler yaşamadı. İnternet, MP3 ve korsan CD kopyalama başlıkları altında toplanan teknolojik gelişmeler sayesinde başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Müzik endüstrisi ise her ne kadar önlem olarak ücretsiz download sitelerini kapatmak, yasal CD’lere kopyalanmaya karşı koruma programları yerleştirmek, sokaklarda korsan CD satan tezgahlara karşı hukuk savaşı başlatmak gibi girişimlerde bulunsa da bunların hiç biri tarihin akışını durduramadı.
Hatırlanacağı üzere hikaye, başkalarının bilgisayarlarını gösteren ve oradaki müzik dosyalarını ücretsiz indirmeyi sağlayan paylaşım programı Napster ile başlamıştı. Geniş olanaklara sahip ve kısa bir süre sonra dünyanın her yerinden insanların içinde bulunduğu online müzik kütüphaneleri kurulmasına neden olan Napster, büyük plak şirketleri tarafından komünistlikle suçlandı. Çünkü o, müziğin bir meta olarak kullanımını ortadan kaldıran, büyük sermayelerin geleceğini tehlikeye sokan, varlığını hiçe sayan bir sistemdi.
Napster, her komünist parti ya da yasa dışı örgüt gibi mahkemelik oldu ve kapatıldı. Enginizasyon mahkemesinin dalkavuğu rolü de bir zamanların sahte asisi Metallica’ya düştü. Ne var ki, bu arada Napster’ın yerine aynı işi yapacak olan birkaç ücretsiz paylaşım programı servise girmeye hazırlanmıştı bile. Hikayenin geri kalan kısmı ve onun Audio Galaxy, Kazaa ve Soulseek gibi sonraki kahramanlarının işleri herkesin malumu.
Büyük sermaye bir yandan hukuk savaşları ile uğraşırken, öte yandan da ideolojik savaş yürütüyordu. Bunun için öncelikle tıpkı seçim zamanı psikolojisine sahip burjuva partileri gibi, kitleleri ardından sürükleyen büyük yıldızları kullanıyordu. The Coalition For The Future Of Music (müziğin geleceği için koalisyon) adı altındaki büyük sermaye destekli oluşum, medyada çarşaf ettiği reklamlarında Alanis Morisette ve Christina Aguilera gibi yıldızları oynatıyordu. Bryan Adams, Eric Clapton, Peter Gabriel, Elton John, Madonna, R.E.M., Sting gibileri bu koalisyona destek veriyorlardı. Ne de olsa karlılıklarını arttırmak için, tüketiciyi fahiş rakamlara orijinal CD satın almaya ikna etmek zorundaydılar.
Ronald Reagan, Coca-Cola ve MacDonalds gibi gerçek bir Amerikan simgesi haline gelmiş stadyum müzisyeni Bruce Springsteen, internet köstebeklerinin üstesinden gelmek için bir dizi açıklamalar yapıyor. “The Rising” albümünü piyasaya sürmeden evvel, parçaları radyolara, gazetecilere ve sektördeki seçilmiş kişilere göndermeyi reddediyordu. Aynı şekilde sağcılığı ile ün salmış Phil Collins’de her fırsatta CD çoğaltanlara ateş püskürüyor, yana yakıla albümünü en iyi koruyacak şirketi arıyordu. Bu arada müzisyenlerin tamamı büyük sermaye dalkavukluğu yapmıyordu. Onlara karşı savaş açmış, her fırsatta kendi müziklerini sevenlerin paylaşmasında sakınca görmeyen binlerce bağımsız sanatçı ve topluluk da vardı.
Hiçbir nafile çaba müziğin ücretsiz paylaşımının önüne geçemedi. Paylaşımdaki en etkili yollardan biri arkadaşın arkadaşa evindeki bilgisayarında kopyaladığı CD idi. Burada da bir savaş verilmesi gerekiyordu ve büyük sermaye çıkardığı CD’lere kopyalamaya karşı programlar koymaya başladı. Bu konuda yapılan teknolojik çalışmaların gelip dayandığı son nokta, Secure Digital Music Initiative (güvenli dijital müzik öncüsü) adını verdikleri bir kodlama formatı oldu. Hatta formatın yaratıcıları, artık CD’lerin kopyalanamayacağını iddia etti ve genç hacker’lara (program kırıcı) hodri meydan dedi. Tabii iddia komikti; çünkü kısa bir süre sonra bu güvenlik formatının hacklenmedik tarafı kalmamıştı.
Nihayetinde geçen hafta Japon Sony firması patronu Nobuyuki Idei, internet ortamında insanların birbirleriyle müzik ve diğer içerikleri paylaşmalarını yasaklamanın değil, bunu faturalandırmanın yolunu aradığını açıkladı. Müzik sektöründeki bunalımdan çıkışa ilişkin yapılan planların açıklanan kısımları bunlar. Açıklanmayan kısmında ise plak şirketlerinin kopya CD’den nasıl kazanç elde edebileceklerinin hesapları var. Eğer yakın zamanda müzik dükkanlarında yasal kopya ya da MP3 CD’si satılırken görürseniz şaşırmayın.
Ücretsiz dosya paylaşımı ve CD kopyalamanın önüne geçilecek gibi görünmüyor. Plak şirketleri planlarını yapadursun; büyük yıldızların ve sermayenin olmadığı ya da müziğin özgürleştiği, barış, sevgi ve kardeşlik içinde paylaşıldığı bir yarın için, galiba bir gün hepimiz komünist olacağız.