Aynı zamanda bir kültür elçisi olma misyonunu da sırtındaki yumurta sepetine yükleyen müzisyen Nitin Sawhney’nin albümleri giderek kişiselleşiyor. Çıkardığı altıncı stüdyo çalışması olan “Human”, Velvet Underground zamanında moda olan drug takıntılı psycho şarkılardan tutun da, şehirli R&B ve klasik Hint müziğine kadar uzanan geniş ve hesapsız bir aralıktan besleniyor. Bu anlamda sanatçının eski albümleriyle benzerlikler gösterde de, burada farklı olan şarkıların otobiyografik tatlar taşıması. Cesaret ve duygusallık hikayeleriyle kuşatılmış çalışmadaki, acı ve mutluluğu birarada yaşatan ‘Eastern Eyes’, hayata bir Asyalı olarak bir göçmen ailesinde doğan, buna bağlı olarak da ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalan birinin sıkıntılarını anlatan ‘Say Hello’, hayatı tepetaklak giden yalnız bir gencin çektiklerini dile getiren ‘Falling’, iki kültür arasına sıkışmanın estetiğini yaratmaya çalışan ‘Fragile Wind’ gibi şarkıların aslında hepsi, Nitin’in yaşamından birer kesit sunuyor.
Nitin’e kendi yaşantısının yanı sıra, geçmişini tekrardan süzgeçten geçirerek muhasebesini yapmaya ve sonrasında bu albümü yapmaya iterek ilham veren bir başka şey William Blake’in ‘Songs Of Innocence And Experience’si. “Human” (tıpkı Nitin’in bundan önce çıkardığı beş albümde olduğu üzere), politika, din ve kültürel kimlik hakkındaki radikal sorularını sürdürüyor; Avustralya’nın Aborgin’lerinden, Sweto şarkıcılarına, oradan New York’lu taksicilere kadar uzanan geniş bir kesim üzerinde yabancılaşma sorununa parmak basıyor.
Nitin bu albümde kendi alanında çok güçlü isimleri konuk etmiş; genç İngiliz şarkıcısı Tina Grace, arabik transın kraliçesi Natasha Atlas, Aqualung grubundan Matt Hayles, The Streets grubundan Kevin Mark Trail ve Hint gurusu Reena Bhardwaj, dahil oldukları parçalara kendi renklerini vermiş. Bunun dışında dört kişilik yaylılar grubu Urban Soul Orchestra, 150 kişilik South Indian Full Harmonic Orchestra, perküsyoncu Steve Shehan ve basçı Eric Appapoulay’ın varlığı, hip-hop looplarını, funky R&B ve latin house etkilerini taşımış plağa.
Tipik bir göçmen kültürü meyvesi olan albüm, ayrıca alışıldık Londra tınıları (Turin Brakes, Massive Attack ve doğal olarak The Streets’i anımsatan) ile Hint müziği ve Nitin’in tutkun olduğu Flamenco yıldızı Pano De Lucia’dan esintileri yan yana getirmiş.
Nitin’in artık hiçbir albümü, onun başyapıtı olarak kabul edilen “Beyond Skin” kadar iyi olmayacak; bu bir yana. Londra doğumlu multi enstrümantalist, yine de sanatçı statüsünü, pop yıldızlığının kısa süreli sarhoşluğuna tercih ediyor. Burada, bir Panjabi MC’sinin Bhangra HipHop’unu değil, global sound konusunda kendine ait fikirlerini dinliyoruz. Böylece klasik Hint müziği Avrupa dans beats, caz ve elektronika ile buluşuyor hem de ince dokunmuş bir aranjmanla. ‘Heer’deki gibi pek çok vurmalı alet ve hüzünlü Hint müziği, müzikal geleneklere tanıklık etse de, Nitin kültürel sınırları aşmak ve birbirine zıt etkileri uyum içinde bir araya getirmek istiyor. Bu teoride çözümü zor bir problem olmasına karşın, çok düşünmeyi sevmeyen kafa ve dans eden bacaklar için şaşılacak derecede iyi çözülmüş.