Dünyanın bütün sesleri; Nublu Presents “The Temple Of Soul Sessions” İlhan Erşahin
Genç caz saksofoncusu İlhan Erşahin, Nublu isimli projesinin “Temple Of Soul Sessions Vol.1” ve “Temple Of Soul Sessions Vol.2” albümlerini, kendine ait Numoon şirketinden çıkardı. Bunlar İlhan’ın New York’lu müzisyen, solist ve yapımcılarla bir araya gelerek oluşturduğu “Temple Of Soul” çalışmasından elde edilen ve her biri 10 parçadan oluşan iki CD. Parçaları yazan çekirdek kadro, İlhan’ın Nublu çatısında topladığı ve diğer projelerinde bulunan Thor Madsen, Charles Stella, Daniel Wyatt ve Avram Gleitsman’dan oluşuyor. Prodüktörlük, miksler, kayıtlar ve enstrüman çalma işleri ise, Avram dışındakiler tarafından gerçekleştirilmiş. Bu kadro dışında da bazı parçalara katkı koyan müzisyenler var.
Nublu, aynı zamanda İlhan’ın New York’da açtığı lounge cafe’nin de adı. İlhan, yaşadığı yerin alt katını arkadaşlarıyla canlı çalışmalar, jam sessionlar yapmak için bir stüdyoya çevirmiş. Hayatının son birkaç yılında yoğun olarak burada çalışarak epeyce malzeme biriktirmiş. Müzisyen arkadaşlarıyla sürekli kayıtlarda bulunması, içinde ritmin ve melodinin yoğun olduğu bir doğaçlama ruhu yaratmış, bağımsız tarzlar bir arada gelişirken, her şey iç içe geçivermiş.
New York belli ölçülerin dışında, yabancı bir müzisyen olarak tutunmanın çok zor olduğu konservatif bir yer; bu da İlhan gibi standartlardan sıkılan birini sürekli orijinal olmaya zorluyor. O yeni fikirlere, tınılara ve müzikal projelere olan merakı ile tanınan genç bir yetenek; onun caz dışı elementleri caz ile kaynaştırma ve birbirine benzemeyen tarz ve müzisyenleri yan yana getirme merakı, meslek hayatını projeler bazında bölen bir ilgi alanına dönüşmüş vaziyette. Bir nevi proje canavarlığına dönüşen bu merak, bazen İlhan’ı tanınmakta zorluk çektiren işler çıkaracak kadar uç noktalara taşıyor.
İlhan, Nublu’da Wax Poetic’den yansıyan ve az tanınan yüzünü gösteriyor bizlere; “Home”, “She Said” ya da “Our Songs”un sıcak mainstream caz havası yok burada. Çünkü klavyeli çalgılar, davul hatta bas klarnetle haşır neşir olan İlhan, bu proje için stüdyoya giderken, kendisiyle bütünleşen saksofonunu evde unutmuş, arkadaşlarıyla elektro dans müzisyeni kimliğini ön plana çıkararak takılmış. Farklı siklette ringe çıktıklarını düşünmemek gerek, çünkü İlhan’ın Wax Poetic albümünde dans ve club müziğini izleyen gençlerden aldığı notu hiç fena değildi.
‘How Are You?’, hip-hop, trip-hop ve elektronika karışımı bir şekerleme. ‘Tonight’, solist Carolyn Leonhardt’ın demode orgların hakimiyeti altında söylediği soul şarkı. ‘Why This?’ derinden cıvıldayan klavyeler ile ruhanileştirilmiş psycho-arabik parça. ‘Money’de rapçi Bloc’un, para yüzünden aklını, insanlığını ve kendini kaybedenlere geçtiği söğüşü dinliyoruz. ‘Machine Intro’, Aphex Twin’i aratmayan cesur bir elektronika denemesi. ‘So Much Machine’, Diana’nın vokalleri ile güzelleştirilmiş, drum’n bass ritimli, sevimli bir dans parçası. ‘That’ Way’ ve ‘Sooth Me’, DJ Cil’in pikabından çıkan dur-kalklar ile ilginç kılınmış dub ritimli ve arabik vokalli parçalar. ‘Even Though’, diğerlerine göre caz tınılarını en fazla kucaklayan şarkı. ‘Berlin’ ise enstrümanların sıra ile katılarak coşkuyu yükselttiği, elektro pop parçaları kadar neşeli, dinamik bir house parçası.
“Temple Of Soul Session”, beş arkadaşın farklı zamanlarda kayda girerek ve bu nedenle iki yıl gibi uzun bir sürede tamamladıkları ful stüdyo albümleri. İlhan ve arkadaşlarının zengin paletinden çıkmış, dans müziği çerçevesindeki renk çalışması; cazın dub, drum’n bass, hip-hop, rap, asit-caz ve elektronika gibi güncel akımlarla, alışveriş halinde olduğu boyutlu, her elementin kimliğini koruduğu, ama reaksiyona girdiklerinde bileşiklerin aritmetik toplamından meydana gelen eklektik albümler. Belki dünyanın dört bir yanından sesler mevcut, ama özünde kentli.
