The (International) Noise Conspiracy

by · Haziran 26, 2005

Özgürlük, anti-kapitalizm ve aşk şarkıları; The (International) Noise Conspiracy

Sanki MC5’dan, Gun Club’a, Iggy & The Stooges’dan Butthole Surfers’a kadar tüm kıç tekmeleyiciler, yaşattıkları heyecan ve isyan duygusunu The (International) Noise Conspiracy’ye miras bırakmışlar. Tabi ki, müzikten arta kalan zamanlarında düzenin simgesi haline gelmiş yerlere molotof kokteyl atan punklar onlardan birazcık daha radikal olsa da, onların da düzen karşıtlığı ve politik tavır konusunda hakkını yememek gerek. Onlara gönül rahatlığı ile şarkıların komünisti demek hiçte yanlış olmaz.

Basta Inge Johansson, vokalde Dennis Lyxzen, davulda Ludvig Dahlberg, gitarlarda Sara Almgren ve Lars Strömberg’den kurulu The (International) Noise Conspiracy, son albümleri cesur yapımcı Rick Rubin tarafından gerçekleştirilmiş İsveçli bir punk rock topluluğu.

Altmışların garajının yıkıcılığı, yetmişlerin punk’ının politik görüşleri onları bir arada tutan yapışkan. Şarkılarının çoğu özgürlük, aşk, kapitalizm ve küreselleşme karşıtlığı hakkında. Bunu yaparken silah olarak Marks, Michel Foucault, Noam Chomsky ve George Orwell gibi düşünürlerden aldıkları fikirleri kullanıyorlar. Günümüz gençliğinin tembel ve apolitik olduğunu bir türlü içlerine sindiremiyor; onları mücadeleci olmaya çağırıyorlar.

İlk albümlerini Çin’de çıkardılar. Hong Kong’da yaşayan İsveçli aracı olmuştu buna. Sonra Burning Heart Records ile anlaştılar. 2002’de Jon Spencer’s Blues Explosion’ın ön grubu oldular. Sonrasında yeterince olgunlaştıklarını düşünen Rubin tarafından koruma altına alındılar. Otoriter kişiliği ile tanınan Rubin, ellerinden geldiği kadar gürültü yapmak isteyen bu gençleri, çıkarabilecekleri seslerin en iyisini çıkarmaları gerektiği konusunda eğitti. Ellerindeki 20 şarkının sadece yarısı Rubin hocanın sınavını geçti ve “Armed Love” albümü bu anlayış ile örüldü.

İsveçli bir topluluk olarak onlarda İngilizce söylemekten yana. Çünkü rock’n roll’un kültürel göndermelerinin ve bu müziğin evrensel dilinin kültür emperyalizmi ile bağımsız biçimde bu olduğunu düşünüyorlar. Yaptıklarına bakacak olursanız epeyce işi ilerletmiş durumda radikal solcular; ancak çelişik ve talihsiz bir biçimde ideolojilerin hepsini birer düşman olarak görüyorlar. Politik fikirlerini tek bir şeyle sınırlamamak adına tüm özgürlükçü düşüncelere kendilerini açık bıraktıklarını söylüyorlar. Sonuçta ise radikal solcu, anti-kapitalist, sosyalist-anarşist-komünist ve dadaist karışımı bir noktada konumlandıklarını iddia ediyorlar. Son kertede kapitalizmden ve kavgasız, sömürüsüz, tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir dünya adına isimlerindeki tırnaktan kurtulmak istiyorlar. Hedeflerine ulaştıkları gün, bizlerde en az onlar kadar mutlu olacağız.

Kategori: Studyoimge

Yoruk Bırak