Hippilere güvenmeyen adam; Adrian Sherwood
On-U Sound’da yaptığı Tackhead projeleri ile parmak ısırtan elektro DJ’yi Adrian Sherwood, bu projelerin üstüne son noktayı koymasından kısa bir süre sonra kendi solo albümünü çıkarmıştı. İronik bir biçimde bu albüme “Never Trust a Hippy” (Bir Hippiye Asla Güvenme) adını vererek kapağına bir kurbağa grafiği koymuştu.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Miksleme ve yeniden miksleme sanatı, gerek sanatsal, gerekse de ticari açıdan 2003 yılında zirveye ulaştı. Bazen en bunalımlı bir şarkı bile küçük dilimimizi yutturturcasına oldukça kıvrak ve kesin bir biçimde eğlenceli ve yerimizden hoplatan hale geldi. Bir sürü bilinen eski hit şarkı, yeniden mikslenerek orijinallerinden daha başarılı olabildiğini ispatladı. Belki de bu yükselişin sırrı buydu.
Okumaya devam et →
Cumhuriyet kategorisine gönderildi
|
Önümdeki kadının başarısına; Mark Bell
“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır”, günümüz modern müziği için demode bir laf. Oysa tersinin doğru olduğunu kanıtlayan o kadar çok örnek var ki. Hemen en yakınımızda duranlardan birine bakalım mı?
En sevdiğimiz albümlerin, remiksleri ile gece kulüplerinin loş ortamlarında hayaller gördüğümüz gizemli şarkıların pastoral sahibi; ışıksız coğrafyaların köylü güzeli Björk, bir adım ötemizde duruyor.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Tekno’nun içinden geçen tramvay sesi; Art Of Noise
Günümüz elektronik müzik yapımcılarının popüler kültür alanına yüksek ücretlerle transfer olabilmek için, bu alandan seçilmiş ve daha sonra (sanatçı eliyle yaratılmış) kült statüsüne yükselecek olan figürleri müziklerine taşıma eğiliminin ilk örneklerinden biriydi Art Of Noise.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Minimalizmin usta intikamcısı; Philip Glass
Onun yirminci yüzyılın ciddi ve entelektüel müzisyenlere pek iyi davranmamış olmasının intikamını alan adam olarak görülmesi kesinlikle yanlış olmaz. Özellikle İkinci Dünya Savaşından bu yana, yarattıkları şeylerin sadece küçük öğrenci grupları ve kuramcılar tarafından alkışlandığı, tecrit edilmiş akademik bir dünyada yaşamaya mahkûm edildiği avangard bestecilerin Spartakus’u olarak görülmesi daha da yerinde olur.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Amerikan Tarzı Entelektüel; Laurie Anderson
Nadide bir performans sanatçısı olarak Laurie Anderson’ın yapıtları, zamanında Amerikan avangard müziğinin en ileri ve özgün örnekleriydi. Diğerlerine göre şansı eğlenceyi, alayı ve günceli iç içe işleyen teknoloji uyumlu kafa yapısındaydı.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Zamanın ilerisini düşünebilmek; Miles Davis
Miles Davis adının konunun sadece cazdan açılınca geçmesi yerindelikle birlikte bir de eksikliğe işaret eder. Oysa konu elektronik müzikten açılınca da geçmeli adı. Miles, caz tarihinin en çok tartışılan müzisyenlerinden biri; oysa elektronik müzik tarihinin de en çok olmasa da, arada bir tartışılan kişisi olmalıdır.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Çalgısal Minimalizm; Steve Reich
En önemli temsilcisi olduğuna hiç şüphe duyulmayan Çalgısal Minimalizm’in kurucusu Steve Reich’ın çalışmalarının civcivli zamanları aşağı yukarı bir 10 yıl sürdü. Bu terim ilk kez 1974 yılında ortaya atıldığında, Reich ile birlikte aynı sularda yüzen La Monte Young, Terry Riley ve Philip Glass (film müzikleri alanında Michael Nyman), aslında maceranın tüm etaplarını tamamlamış ve geri dönme hazırlıkları içindelerdi. Onlar için o saatten sonra yapılan çalışmalara post-minimalizm demek daha doğruydu, çünkü uzunca süredir kırklı yılların ilk minimalist bestecileri olan Daniel Lentz ve William Duckworth’ün mirasından sebepleniyorlardı.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
En iyi arkadaşım pro tools; Don Was
Müzik dünyasına satirik R&B ikilisi Was (Not Was) ile zuhur ettiği bilinir Don Was’ın. Müzikal kariyerine bir basçı olarak başlamıştır; ama bununla yetinmeyecek kadar muzır bir adamdır.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|
Asansörle gelen elçi; Jean Michel Jarre
Kraftwerk’i, minimal elektro konseptini ve yarının yalnızlıkçı dünyasını bir yana koyun. Eğer karşısına her anlamda tezat bir şey koymanız gerekirse, bu da olsa olsa Jean Michel Jarre’ın şatafatlı synthe-popu olur. Bazıları için yere göğe konmaz, göz kamaştırıcı konserlerin, dev organizasyonların birinci sınıf müzisyeni, bazıları içinse asansör müziği diye tabir edilen bir alay konusunun baş aktörü Fransız elektronikçisi Jean Michel Jarre.
Okumaya devam et →
Kategorilenmemiş kategorisine gönderildi
|