Bir zamanlar patronlara baş kaldıran kuşağın üyesi olarak Patti Smith, plak şirketine olan borcunu kapatabilmek için isyankar şarkılarını “Land 1975-2002” adlı toplamada bir araya getirdi. Zamanında patron Clive Davis ile imzalanan sözleşmede “Greatest Hits” albümünün yapılacağı maddesi konmuş, 1978’de yaptığı ‘Because The Night’ın bir hit olması zihinleri bulandırmış, dönemin Velvet Underground ve Television gibi gruplarını rencide etmişti.
Patti Smith toplama albümü olabildiğince masum kılmak için internet yoluyla hayranlarına giderek, hangi parçaları istediklerini sordu. İlk CD bu tercihlerle oluştu. Koleksiyon parçası ise konser kayıtları ve bazı yayınlanmamış parçalardan oluşan ikinci CD; bunlardan ‘Wander I Go’ya Tom Verlaine ve Jeff Buckley konuk edilmişti. Davis, bu parçayı çok sevmiş, ama kararını ‘Because The Night’tan yana vermişti. ‘Note to the Future’, yılbaşında New York kilisesinde kaydedilmiş, ‘Tomorrow’ ise, Patti’nin annesini anlattığı şarkı.
Patti, mazide sadece New York Underground camiasının elebaşı şairi değil, aynı zamanda da çok iyi bir şarkı yazarıydı. “Ben biraz farklı bir sanatçıyım; karmaşık ve gizemli olanı arıyorum, ama yaptığım şeyle de dünyanın değişmesine katkıda bulunmak istiyorum” diyordu. O artık kuşağının mevcut yapıların bir parçası olduğunu ve bu kuşağın gerçekleştirebileceği değişikliklerin sadece mevcut yapılarla olabileceğini savunuyor. Bunun için gençlerin daha şanslı olduğunu düşünerek, onlara şans diliyor.
‘Aile terbiyesi almamış ahlaksız şarkıların’ (‘Piss Factory’, ‘Pissin in A River’, ‘Horses’) yazarı, kendini çevreleyen koşullara yanıt oluşturabilecek bir emniyet supabı aradı hep kariyeri boyunca.Tüm sokaktan gelmişliğine rağmen, işlerine gizli bir yüksek kültür kokusu sindi; örneğin Debussy’ye zafiyeti bilinir. Sıradanlıktan kaçan Patti, 1946’da Chicago’da doğdu. 1967’de New York’a geldiğinde, Rolling Stones, Dylan, Hendrix, Jim Morrison, Burroughs ve Rimbaud hayranıydı; onların tesiri altında rock şiiri yazmaya heveslendi.
Punk, ilk önceleri 60 ortalarındaki kibar İngiliz ataklarına karşı, Amerikan garaj gruplarınca verilen amatör bir cevaptı. 70 ortalarında İngiliz gençleri, tutucu ve kurumsal olan her şeyden tiksindiklerini kaba ve çok hızlı ritimlerden oluşan müzikleri ile haykırdılar; kısa kesilmiş dağınık saçları, siyah deri ceket ve sado-mazo aksesuarları ile kendilerine özgü bir moda yarattılar. Çığlık çığlığa nihilist Punk tavrı, endüstriyel topluma karşı verilmiş ani bir reaksiyondu. İngiltere’nin punk patlamasından önce, ilk nüveler New York’da görüldü.
Amerikanın deli kızı Punk tavrıyla şair ve düşünürlerin dünyasını tehdit etti. Seksenli yıllarda Köln’de bir şiir okuma performansı düzenledi; sık sık Brian Jones’un ölümünü öncesinden rüyalarında gördüğünü anlattı, aynı etkinlikte sıra dışı resimlerini sergiledi. Böylece rock formatlarına bir yenisini ekledi. Garipliklerle dolu yaşantısında metrolarda takıldı, tramvay istasyonları ve mezarlıklarda yatıp kalktı. Dudak uçuklatan çıkışlarıyla Amerikan underground tarihinin kraliçelik tahtına oturdu. Tartışmalı da olsa, kayıtlara geçen ilk punk plağı onunkiydi; Hendrix yorumu ‘Hey Joe’ 45’liği. Şimdiye dek erkeklerin egemen olduğu topraklardaki ilk kadın ayak sesleriydi; müzikte bir kadın dili yaratmaya çalıştı, ama sanatsal formlarının altında bir erkek temeli yatıyordu. Rüştünü daha ilk albümle ispatladı. John Cale prodüksiyonu ilk albüm “Horses”, yüksek doğaçlama ve özgür rock olarak halen gelmiş geçmiş en iyi 100 rock plağından biri.
1977’de sahneden düşüp boynunu kırdı, hastanedeyken şiir kitabı yazdı. Geri döndüğünde ‘Because the Night’ parçasıyla ikinci baharını yaşadı. Bu başarı belli ölçülerde ticariydi ve hemen ardından çıkan “Wave” eskilerini aratacak kadar dindardı. 1980’de MC5’ın gitarcısı Fred ‘Sonic’ Smith ile evlenerek müziğe ara verdi ve iki çocuk sahibi oldu. Kocasının ölümünü müteakip, sekiz senelik sessizliğe son verdi ve kederini şiirsel bir dille anlatan, ‘Gone Again’ parçasını yazdı. Kariyerindeki gerilemeye işaret eden bu hüzünlü evre içerisinde müzik karakterinde ağıtlara yönelik bir eğilim ağır bastı. Şimdi de retrospektif bir albüm aracılığıyla devrimci idealleriyle vedalaşıyor Patti Smith.