Peter Hammill / Incoherence (2004)

by · Ocak 7, 2005

70’li yıllar efsanesi Van Der Graaf Generator’ün yine en az topluluğun kendisi kadar efsane haline gelmiş şarkıcısı ve bestecisi Peter Hammill, aradan geçen 35 yıla rağmen halen müzik dünyasında izler bırakmaya devam ediyor. Hammill’in bu kez akıllara çakılmaya aday çalışmasının adı “Incoherence”.

“Incoherence”, 42 dakikalık konsept bir bütünlükten oluşan küçük bir müzik semineri adeta; keyboard, saksofon, gitar ve tabi ki fetva üzerine. Bu seminer izleyicilerin koltuklarına gömülüp, karşısındakini dinlediği sıradan seminerlerden biri değil. Burada dinleyiciler konuşmacılardan daha önemli görevlere sahip; nitekim öncelikle dinleyicinin dinlemeyi ve anlamayı iyi bilmesi gerekiyor. Bununla da sınırlı değil, dinleyiciler dinlerken ağır da bir sınavdan geçiriliyorlar. Çünkü bu albüm dinleyicisinin iyi bir metin okuyucu ve çözümleyicisi olmasını şart koşuyor.

Buna ne gerek mi var? Kelimenin en basit anlamıyla dil, dil ve mantık, anlam, yalan, zeka gibi insanlık meselelerine mesafesiz bakan şarkıları ile “Incoherence” eksiksiz bir sanat yapıtı. Bir çalışmayı sanat yapıtı haline getiren tüm kıstaslara eksiksiz sahip; duygusal zekası dahil. En azından işin bu kısmının tadına bakabilme başarısını göstermek bile büyük keyif. Bazı parça isimlerinden de anlaşıldığı gibi aslında meselenin özü dil; ya da iletişim ve bununla ilgili sorunlar. Örneğin hastalık sonucu konuşma yeteneğini kaybetme trajedisini anlatan ‘Gone Ahead’ çok etkileyici bir parça. Burada Hammill’in 2003 yılı sonunda bir kalp krizi geçirmiş olmasına da ince bir gönderme bulunuyor.

Tavsiye edilen şu: bu albümü saat 22:00 sonrasında kısık sesle ve kısık oda ışığında dinleyin. Bırakın synthesizer ışıktan faydalansın. Bu koşullarda dinleyin ki, Tangerine Dream, Cluster ve Synergy’i anımsatan, ağır edebi eserlerden müziğe tahvil edilmiş metinler, uygun atmosfer ile buluşabilsin. 40 dakikanın tamamı 14 bölümden oluşmuş tek bir parça gibi; hikaye için uzun, ama CD için kısa bir zaman. Bölümler iç içe geçerek devam ediyor; akustik albümü “Clutch”dan sonra Hammill, burada keyboard ve elektrik piyanoya konsantre oluyor. Ara sıra elektro ya da akustik gitar giriyor, bunun dışında eski yoldaşları kemancı Stuart Gordon nefeslilerde David Jackson eşlik ediyor. Bir önceki albümde olduğu gibi burada da davul yok. Böyle bir konunun altından gülünç duruma düşmeden ve abartılı bir ambiyentleşme yaşamadan kalkmak için, ancak Hammill gibi güçlü bir kişilik gerekir.

En zor sorulardan birisi, otuzun üzerinde solo albüme imza atmış Hammill’in en iyi albümünün hangisi olduğu. Zor sorunun en kolay yanıtlarından biri şu; “Incoherence” onlardan biri. Amaaan!!! Sınavda neymiş, görevde neymiş, ben yer, içer, dinler ve eğlenirim diyenler; bu albümden uzak durun. Zira herkes pantolonlarınızın nasıl aşağı düştüğüne tanıklık edecektir.

Kategori: Kritik

Yoruk Bırak