Kim ister adam olmayı?

2003 Türkiye’sinde Punk yapmak ne kadar rasyonel? 10 yıllık yerel kahramanlar grubu Rashit’in davulcusu Orkun’a göre, şimdi tam zamanı, çünkü işçi sınıfı için cehennemden farksız olan Sex Pistols İngiltere’si ile bugünün Türkiye’si son derece birbirine benziyor.

Rashit, ilk olarak 1999’da çıkarttıkları “Telaşa Mahal Yok” ile duyurmadı adını; underground çevrelerde ağızdan ağza yayılan illegal bir ünleri vardı; bir avuç insandan oluşan Punk camiasının göz bebeği gruplarındandı. Kısıtlı sayıda ve kapalı bir çevrede dağıtılan albümle, şarkılarını legalize etme yönünde bir adım atmış, Hollanda’da Kroket Records tarafından basılan 45’likleri ‘Taksim’de Bangy Jumping’, beş bin adet satarak yerel kahramanlıklarını muştulamıştı. Grup şimdi de “Adam Olmak İstemiyorum” ile Türkiye’deki ilk yasal punk albümünün sahipleri oldu.

Bu albüm hitabet alanı açısından daha iddialı; kozasından çıkmayı hedefleyen grubun birkaç şarkısı şimdiden İstiklal Caddesinin hit yaratan müzik mağazalarınca halka anons edilmeye başladı bile.
Rashit, vokalde Oğuz Taktak, gitarda Tolga Özbey, davulda Orkun Tunç (eski Kranch) ve basta Bülent Kabaş’tan mütevellit. Çarpık düzenin öğrenim kurumlarına itibar etmeyen, üniversite diplomalarına yüz vermeyen, ‘eğitim’ alerjili grup üyeleri, enstrümanlarına aynı anlayışla yaklaşıyor ve onları çiğ tonlarla, enstrümantalist olmamayı müzikal bir avantaja dönüştürerek kullanıyorlar. Önlerindeki süreçte enstrümanları ile aralarındaki ilişkiyi yeniden tarif edecekler, ama bu asla müzik dersi almak gibi alışılmış bir yöntemle olmayacak. Rashit oto-didaktik bir grup; hiçbir üyesi müzik dersi almamış, yaratıcılığı ve özgür ruhu yaraladığı düşüncesiyle eğitimli müzisyenleri sevmemişler.
Aynı tavır, siyasal bağlanma konusunda da gösteriyor kendini; “Alternatif önerilerimiz yok; tanımlanmış bir ideolojimiz yok, örgüt karşıtı ile tanınan anarşistler de değiliz” diyor Bülent. Zaten Anarşizm iddiasının yasal albüm çıkaran bir grup için inandırıcı olamayacağı görüşündeler.

Ada’nın ve Rashit prodüktörlüğünde kaydedilen albümde, 14 Rashit bestesi ve bir zamanların meşhur melodram şarkısı ‘Ağlama Değmez Hayat’ var. Bu aralar hayli iş yapan nostalji fırtınasına grup, farklı bir yerinden katılıyor. Hiçliğe gönderme yapan anlamı var bu şarkının onlar için, fakat artık ‘no future’ değil, ‘tarih bitti’ argümanını kullanıyorlar.

Punk, ska ve surf geleneği içinde, bizim motiflerden yararlanan Rashit, darbuka ve klarnet gibi çalgıları müziğine dahil ederek, özgün bir tını elde etmeye çalışıyor.

Umutsuz gençlik şarkısı ‘2001 Yazı’, bir dolu sorunla yaşayan itilmiş İstiklal Caddesi gençliğine ait gerçekçi bir fotoğraf. Siyah-beyaz Türk filmlerindeki melodileri andıran ‘Nakavt’, İstanbul’dan Londra’ya uzanan kağıttan köprü. ‘Çok mu Zor?’, ‘Özgür Basın’ ve ‘Yumurta’ şarkılarındaki epik etkilere rağmen, sözleri yazan Tolga, hiç Brecht okumamış.

Toplumla aralarındaki uyum sorununu çocukluklarında hisseden gençler, Punk’ı ilk duyduklarında, dillerinin bu olduğunu, kendileri gibi başka coğrafyalarda vandalist eğilimlerin olduğunu keşfetmişler, fakat İstanbul’da büyümüş olduklarından, bizden bir şeyler katmışlar. Bu yüzden ortaya çıkan şeye İstanbul Punk’ı adını veriyorlar.

Albümde ‘salak’ların, maçoların, medyanın, kısacası kapitalizmin payına düşeni aldığı alay, ironi, nefret ve eleştiri var; fakat çıkış yolu ve çözüm önerisi yok. “Çünkü filozof değiliz, yapamayacağımız bir şeyi insanlara öneremeyiz” diyor Oğuz. Rashit’in önünde basite indirgenmiş, sloganvari söylemini geliştirmek türünden bir görev var; her şeyi içlerine sinerek yapan grup, şarkılarını müdahalesiz bir ortamda kendiliğinden çıkarmış. Albüme sadece kırmızı nokta gerektirecek kadar mahrem sözlere ve olan bir parçayı alamamışlar, ama bunu da bir sonraki baskıda MP3 formatında yerleştirerek, yasal engeli aşmayı düşünüyorlar.

Alt sınıflardan gelen ve 20’li yaşların başında olan dört gençten kurulu Rashit elemanları, arzu ettikleri teknik ekipmana sahip değil; grupta, Tolga ve Orkun’un kendilerine ait enstrümanları yok. Bülent ise evlenirken takılan ziynet eşyalarını, hemen ertesi gün bir bas gitara çevirivermiş.

Derleme fikirlerle eklektik bir dünya görüşüne sahip olan grup üyeleri, bir araya geldiklerinde ortak Rashit gömleklerini sırtlarına geçiriyor ve kendileri gibi oluyorlar. Politik olmaktan çok bireysel tepkiselciliği ile dikkati çeken ve söyleyenlerin izdüşümleri olan şarkılar, Türk popunun kaçışçı ve statükocu ikiyüzlülüğüne antitez oluşturmaya çalışıyor.

Bu yazı Cumhuriyet kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>