Doğu sokaklarında özgürlük şarkıları
Amerika’nın barış götürme yalanı altında dünya barışını tehdit eder hale gelmesinden önce ozan Tom Lehrer, ülkesinin politikacılarını ve askeri yönetimini eleştiren kısa özlü ve basit şarkılar bestelemişti. Kızgınlıkla söylenmiş bu alaycı şarkılar, onu ülkesinin en ünlü asilerinden bir yapmıştı. Kısa sürede Amerikan halkının güce tapan güvenlik budalası paranoyaklar haline geleceği kehanetinde bulunan ve haklı da çıkan bu şarkılar, çağdaş protest şarkılara kaynaklık etti. Bu ilhamın ürünü olarak Vietnam savaşı Bob Dylan’ı yaratmış, aynı gelenek 1999’da Nato güçlerinin o zamanki adıyla Yugoslavya şimdi Sırbistan olan topraklara müdahalesi için müzikal yanıtlar vermiş, Balkan kültürü tüm dünyaya sesini buradaki protest şarkıcılar kanalıyla duyurmuştu.
Protest şarkıcılar kuşağı, şimdi “Rock The Kasbah” aracılığı ile Orta Doğu için ağıt yakıyor.
Alt başlığı “Songs Of Freedom From The Streets Of The East” (Doğunun sokaklarından özgürlük şarkıları)” olan albüm, aynı kaygılar için dünyanın farklı coğrafyalarından yan yana gelmiş 16 sanatçının parçalarından oluşuyor. Modern İngiliz toplumunun içinden çıkmış rock asisi ikonu, efsane punk topluluğu The Clash’in Ankara doğumlu lideri Joe Strummer’ın bir bestesi etrafında toplanan bu kavram, şimdi Orta Doğunun baskı altında yaşayan ve her gün ölümle buruna yaşayan insanları için yeniden güncelleniyor.
Strummer’ın rock müziğinin politik tarihi adına tartışılmaz klasiği ‘Rock The Kasbah’, albümün açılışında Cezayir asıllı Fransız şarkıcı Rachid Taha tarafından bir kez daha onurlandırılıyor. Albümün kapanışında ise Strummer bu onuru, akustik yorumlu ‘Redemption Song’ aracılığı ile Bob Marley’ye devrediyor. Bu iki şarkı arasında kalan 15 parçada Iraklı, Suriyeli, Lübnanlı, Pakistanlı ve İranlı sanatçılar resmi geçit yapıyor; yerel popüler müzikler ve onların önde gelen sanatçıları, ülkelerinin ve ezilen halkların, sınıfların sorunlarını ülke sınırlarının dışına taşıyor.
Doğudaki, sayıları azımsanamayacak bu müzisyenler bir yandan İslam dünyasının sahne alma ve konuşma tehlikelerine karşı ayakta durmuş, sürgün,işkence, ölüm tehditleri ve daha bir sürü zorlukları yaşamış büyük yıldızlar, öte yandan da onurlu kimlikleri ile emperyalizme karşı durmuş aydınlar. Örneğin geçen yıl BBC Radio 3 Dünya Müzikleri Ödüllerinin birincisi Iraklı şarkıcı Kadim Al Sahir gibi, İranlı şarkıcı Dariush, Shah ve Ayatollahs da, 1990’daki sansürden sonra Amerika’ya sığınmıştı.
Albümün en dikkati çeken yorumları arasında Portishead benzeri bir pop parodisi yapan Lübnanlı trip-hop topluluğu Blend’in ‘Belong’u, Eminem’vari rap anlayışı ile söyleyen Malezyalı rapçi Too Phat’in Yasin ile yaptığı şarkı ‘’Alhamdulillah’, Pakistanlı yerel rock efsanesi Junoon’un aşk baladı ‘No More’, Iraklı şarkıcı Kadim Al Sahir’in Trans-Global Underground miksi ve incelikle çalışılmış ve ölçüsü iyi tutturulmuş bomba efektleri ile desteklenmiş şarkısı ‘Baghdad (Kathora Al Hadeeth)’ı sayılabilir.
Asyalı seslerin yanı sıra farklı kıtalardan seslerin katılımı ile gerçekleştirilmiş şarkılar da var. Örneğin Fun-Da-Mental ve Nawazish Ali Khan’ın ‘Ja Sha Taan’ı İngiliz Indie topluluğu Jesus & Mary Chain tarafından mikslenirken, Asian Dub Foundation’ın tipik ve klasik şarkısı ‘Fortress Europe’ ve Fildişi Sahilleri’nden Alpha Blondy’nin ‘Veto De Dieu’ adlı şarkıları ise orijinal halleriyle albüme konmuş. Amerika’yı temsilen bir tek isim var; funk müziğinin büyükbabası James Brown. Brown ‘Lela’ adlı şarkıda Mısırlı şarkıcı Hakim ile birlikte söylemiş. Taha aynı zamanda efsanevi şarkıcı Khaled ve Fransız yıldız Faudel ile birlikte Tunuslu lider Abdel Kader’e adına yazılan aynı adlı şarkıda da kendini gösteriyor.
Stummer’ın sağlığında yapılmaya başlanan ve geçen aralıktaki ölümünün ardından kendisine ithaf edilen “Rock The Kasbah”, İslamik pop kültürünün iyi örneklerini bir araya getiriyor; “doğunun sokaklarından özgürlük şarkıları” sıfatını hak ediyor. Madalyonun diğer yüzünde, popüler müziğin ideolojisinde yarı umutlu minik bir kıpırdama yanılsaması yaratıyor. Belki de bu sivil toplumculuğun müziğe yaptığı münasebetsiz bir müdahaledir; ne kadar hayra alamet olacağı ya da politik mücadele olarak kabul edilebileceği ise zamanın bileceği iştir. Tartışmasız olan ise “Rock The Kasbah”ın iyi melezlenmiş bir rock’n roll albümü olduğu.