Basçıların Mercedes Benz’i; Ron Carter

by · Kasım 8, 2003

Yazının başlığındaki lüks otomobil benzetmesi, yıllar önce Stereo Review dergisi tarafından yapılmıştı Basçı Ron Carter için. Yüksek teknikle çalışan, sofistike yanıyla göze çarpan, sürekli taze tınılarla ilerleyen adanmış modernist için bu halen geçerli. Ron’un Gitarda Russell Malone, piyanoda Mulgrew Miller’dan oluşan yeni üçlüsü ile, davulsuz formatta kaydettiği “The Golden Striker”, çağdaş bir mainstream örneği.

Miles Davis’in yanında çalarken yaratıcı doğaçlamalarıyla haklı bir ün kazanan Ron, bugün caz dünyasının en zengin tınılı basçısı olarak kabul edilir. Bastığı notaları uzatarak duygu yükleyen tarzı, son derece özgül bir durumdur. Kontrbasın yanında çello konusunda da oldukça yetkin olan Ron, kendini bir eşlikçi olarak görmeyen, basın solo kudretini geliştiren, alışıldık vazifelerinin dışına taşıyarak özgürleşmesini sağlayan öncü isimlerden biri. Danimarkalı Niels Henning Orsted Pedersen ile, dünyada en çok albüme imza atan eşlikçi basçı unvanını taşıyan Ron, kendi orijinal biçeminde birçok solo albüm de yapmıştır.

Müzisyen kimliği dışında, sosyal yanı da gelişkin olan sanatçı, giysi, enstrüman ve pipo reklamlarında endamını sergilemiş; sevilen adam rolüne iyi giden kişiliği ile, tıpkı Duke Ellington gibi çok yönlü bir kariyere sahiptir. Her ne kadar 60’ların sonu ve 70’lerin başında kısa süreli çaldığı elektrikli enstrümanlarla da bilinse de, gerçekte bir akustikçidir. 10 yaşında çelloya başlıyor, kendi ırkından büyük müzisyenlere olan ilgisinden dolayı çellodan basa transfer oluyor. Sonrasında modern caz tarihinin bütün önemli isimleri ile birlikte çalıyor. Bütün bunlardan önemlisi kendi yaptığı piccolo bası müzik tarihine kazandırıyor. Bugün sayısı tam olarak bilinmeyen pek çok kayda emek katan Ron, tutku ve enstrümanın buluştuğu noktada kendini sürekli yeniden üretiyor.

Ron, yeni çalışmasında üçlüsünün ve tek tek müzisyenlerin aritmetik toplamına duyduğu güvenle, davulsuz bir üçlünün herhangi bir eksiklik yaratacağını aklının kıyısından bile geçirmemiş. Piyano ve gitarın kullanılışındaki teknik kapasite ile, vurmalı karakteristiğini içinde barındırması, albümde davulun eksikliğini hissettirmemiş. Mükemmeliyetçi müzisyenin sanki sahnede canlı çalıyormuşçasına parçaları bir kerede çıkarma fikri, doğaçlama duygusunu beslemiş. Kesintisiz kayıtlar tansiyonun yükselmesine, üstün bir kalitenin yakalanmasına neden olmuş. Bu anlayış sayesinde üçlü, sıkıntısız ve rahat bir ruh hali ile kayıt ortamı bulmuş.

Albümde epey bir soru-cevap pasaj var. Ron’un melodi yaptığı anlarda, Miller ve Malone armonik yapıyı oluşturuyor. İlk chorus (nakarat) sonralarında kişisel yanları ağır basan müzisyenler aynı anda çalmıyor, parçaların gelişiminde enstrümanların hizaya dizilişleri büyük bir tören içinde gerçekleşiyor. Ron’un yedi dakikalık karmaşık kompozisyonu ‘N.Y. Slick’ (Ron’un 1980 tarihli albümüne adını veren eski parça), Miller’ın 12 bar blues ritmi üzerinde, her üç enstrüman tarafından da yapılan oktav çıkışları, sırasıyla yürüyen bas ve ritim gitar katılımı ile gelişiyor.

Ron uyarlamalarında tekrara düşmüyor. Rodrigo uyarlaması ‘Concierto de Aranjuez’de klasik müziğin geniş cümle yapısı ile doğaçlamaya dayalı bir caz dağarcığı arasında doyurucu bir sentez yapıyor. Robert Freedman’ın uyarladığı ‘Autumn Leaves’, zengin kontrpuanlar ile yapılmış swingli süslemelere sahne oluyor. ‘A Quick Sketch’, Ron’un öteden beri takıntısı olan şaşırtıcı kromatik aksanlardan oluşuyor.

Bu albüm, Ron’un zaten cümle alemin kabulü olan müzikal değerlerini bir kez daha perçinliyor; yıllar boyunca etrafına saçtığı zeka ve yetenek pırıltılarını, insanlığın yararına kullanılması için sonsuza dek yaşatacak olan bir eser daha bırakıyor. “The Golden Striker”, mal sahibi zihniyetindeki birinin albümü değil. Bu tavır, Ron’un yaşının gerektirdiği bir olgunluk. 66 yaşındaki usta, hiç ihtiyacı olmadığı halde kendini, hem ustalık hem de insanlık konusunda bir kez daha kanıtlıyor. Yıllardır gerçekleştirdiği kayıtlar ve performanslar ile neden bir efsane olduğunu tüm yüreğiyle ortaya koyuyor. Her şeyiyle yaşayan en doğru müzisyenlerden biri o; keşke bizim ülkemizdekiler de ondan biraz ders alma fırsatı bulabilse.

Kategori: Cumhuriyet

Yoruk Bırak