Mucizeler sona ermez; Röyksopp

Norveç’in dans camiası sesini ilk defa, Bugge Wesseltoft’un Jazzland şirketinin etrafında örgütlenen, başkent Oslo’lu müzisyenlerle yükseltti. Ufak bir yer olan Bergen ise, tam bir taşra. Taşralı olmalarına karşın, moda dergilerinden fırlamış gibi görünen ikili Röyskopp, (Torbjorn Brundtland ve Svein Berge) bu kasabanın delikanlıları. Bilindiği üzere burası, 90’lı yılların başlarında kilise kundaklamalarıyla tanınan black-metal mahalli; sonra bu metal grupları ya dağılmış, ya delirmiş yada hapse girmişlerdi. Onların yerini de folk etkileşimli akustik ekipler almıştı. Hemen ardından iki uyanık bu geleneği elektronik müzikle tanıştırarak ‘Eple’ isimli big beat kıyılarında gezinen güzel bir single çıkardılar. Kutup ekseninden sapmadan, klasik müzikçi Erik Saite ve Fransız soft-porno bestecisi Francis Lai’nin etkisi altında bir çeşit elektronik müzik mozaiği inşa ettiler. ‘Eple’, Burzum’un yeni materyallerine göre kesinlikle daha etik bir çalışmaydı. Çünkü, Burzum solisti Varg Vikernes, arkadaşını öldürdüğü için hapiste girmiş ve orada sağ eğilimli noise müziğine yönelmiş durumdaydı.

İlk olarak Aedena Cycle ismi altında bir araya gelerek “Traveller’s Dreams”i yayınlar ve Norveç’li house hareketinin kıpırdanma işaretlerini verirler. İlk tecrübelerini yaptıkları indie-folk grubu Kings of Convenience, aslen sessizliğin gürültü olduğunu, gürültüdeki ahenk ve dans duygusunun ne kadar güçlü olduğunu ve chill out’un yeni stres atma yolu olduğunu ispat etmeye çalışırcasına müzik yaparak, Norveç’in yeni Fransa olma yolunda ilerlediğini gösterir.

80’lerin synth-pop tınısı ve melankolik vokalinden bir hayli etkilenen sıcak ambient dans parçalarının yarattığı atmosferle, sevdiğinizle baş başa olduğunuz anlardaki hissi verir; ‘Eple’nin B yüzündeki ‘Röyksopp’s Night Out’ adlı parça, disko ışıkları yerine, kuzey ışıkları altında bir gece teklif eder. Gecenin sonunda düşsel ninniler eşliğinde parlar gözleriniz.

Her temiz sayfanın karalandığı bir zaman vardır; tanınmaya başlamalarının ardından ilk düştükleri pazar, İsveç’in o şahane, elit ve modacı sınıfının tezgahıydı; Norveç’in dans konusunda bugüne kadar ki, en iyi ihraç malı olan ikili, Levi’s’in yeni ürününü pazarlamak için Stockholm’deki Barkarby Motorstadion’da sahne aldı. Her şeye karşın, canlı performanslarda aptal durumuna düşen kendi dönemlerindeki bir çok dans gruplarının aksine, Svein Berge ve Torbjorn Bruntland o muhteşem çıkış albümleri “Melody A.M.”nin ve bağlı bulundukları şirketin onlara yüklediği zorlu vazifeyi alınlarının akıyla yerine getirdiler. O gece tüm zarif duygular, sahneden seyircilere bir aşk hüzmesi şeklinde akar; Silicone Soul ve DJ Sander Kleinenberg tarafından mix’lenen ürkünç ve tuhaf bir homo erotik disko parçası olan ‘Poor Leno’ çalarken, bir yandan elektronik davullar konuşur, diğer yandan vocoder’lar bülbül kesilir.

Sevimli albüm “Melody A.M.”deki Röyksopp müziğinin film müziklerini andıran görsel bir yanı var; Terence Hill ve Budd Spencer’ın oynadığı türden vurdulu-kırdılı ucuz bir macera filmine benzetilebilir. Tuhaftır ki, bu tip filmlere eşlik eden müzikler bir başkadır; “Melody A.M.”de, melankolik bir arayışın eşlik ettiği sarsıcı davullar, zihne kazınan baslar, akıp giden klavye döngüleri ile duygu yüklü bir çalışma. Yaratıcı bir yaklaşım, parlak bir prodüksiyon ve geniş bir vizyon ile değer kazanmış ölçülü bir sadeliğin ürünü.

‘Eple’yi yağlıboya çalışmasına başlamadan önceki eskiz çalışması olarak kabul edersek, Nordic Funk diye isimlendirilebilecek ilk çalışma “Melody A.M.”, heyecan verici bir başlangıç. Bergen’den Röyksopp gibi bir grubun çıkışı gerçek bir mucize; hepimizin ihtiyacı var, mucizeler hiç bitmesin.

Bu yazı Cumhuriyet kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>