Harem’de bir İngiliz Diva’sı; Sarah Brightman
İnsan bazen acaba klasik konser albümleri artık gereksiz hale mi geliyor diye sormadan alamıyor kendini. Şimdi bir yandan plak şirketlerin DVD çağına girmesiyle birlikte değişen pazarlama stratejileri, bir yandan da günübirlik isimlerle, tek şarkılık topluluklarla bir kerede voliyi vurma zihniyeti, bu konudaki eğilimleri kökten değiştirdi. Müzik sektörü son iki yılda gelişen teknoloji sayesinde, eski yıldızları kırparak bardak yapma yöntemiyle DVD adında yeni bir format daha kazandı. Bir yandan eski kayıtlar yeni bir pazar yaratırken, öte yandan çıkan her yeni albümün alelacele konser ve video-klipleri yapılarak piyasaya sürülmeye başlandı.
Dünya devi plak şirketlerinden birinin son günlerdeki gözdelerinden biri, “Harem” albümünün ardından 26 Nisan günü “Harem – A Desert Fantasy” adlı DVD’yi çıkaran İngiliz şarkıcı Sarah Brightman.
Bugün 43 yaşında tam bir olgun güzel olan Brightman adını ilk kez 17 yaşındayken söylediği ‘I Lost My Heart to a Starship Trooper’ adlı şarkı ile duyurdu. O zamanlar Hot Gossip adlı bir dans topluluğunun üyesi idi. Bu başarı ile aklı karışan Brightman, balerinlik hayallerinden hızla uzaklaştı ve kariyerinin rotasını müziğe doğru değiştirdi. Ünlü besteci Andrew Lloyd Webber’in önce Cats müzikalinde rol aldı; ardından karısı oldu. Evli kaldığı altı yıl boyunca, Masquerade ve Nightingale gibi oyunlarda oynadı; soprano sesini geliştirdi. Operalarda oynadı, konser kayıtları yaptı. İlk büyük başarı Operadaki Hayalet yapımında Michael Crawford’la rol almasıyla birlikte geldi. 90’ların başlarında “The Music of Andrew Lloyd Weber” projesi kapsamında tüm dünyada konserler verdi. 1991’de hem “Aspects of Love” müzikalinde başrol oynadı, hem de operacı Jose Carreras’la yaptığı olimpiyat marşı ‘Amigos Para Siempre’ ile listelerde yükseldi. 90’lı yıllarını Almanya’da geçiren Brightman büyük konserler verdi. 95’te “Fly” albümünü, 97’de tenor Andrea Bocelli’yle “Time To Say Goodbye”ı yaptı. 98’de “Eden”, ertesi yıl da “Andrew Lloyd Webber Collection” albümünü gerçekleştirdi. 2000 yılında “Luna” albümünü yapan yıldız, şimdilerde adeta bir diva muamelesi görerek sürdürüyor sanat yaşamını.
Her ne kadar geçmişten gelen bir üne sahipte olsa, Brightman’a divalık rütbesi “Harem” albümünün çıkışı ile birlikte verildi. Çünkü bu albüm yaratılmış vizyonu ve yapımının maliyeti ile tam bir pazarlama harikasıydı. Brightman’ın içtenlikle karıştırdığı rock, new age ve tekno-pop alaşımı, ilk kez burada bu kadar güçlü bir opera doğaçlamaları ile reaksiyona giriyor ve sokan oldukça kişisel bir müzikal imajı yaratıyor; özellikli soprano ses renkleri ile pop vokaline yeni bir boyut kazandırıyordu. İçeriği Oryantalizm üzerine kurulu albüm, son 15 yıldır popüler müzikte hakim olan egzotik martavallar silsilesinin, en iyi ticari örneklerinden biri olarak göze çarpıyordu. Hint-Paki müzikleriyle başlayan merak, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelmişti. Bu fırtına bir ara hız keser gibi olduysa da, Doğu mistisizminin, müzik endüstrisindeki pazar payı halen iyi bir yer tutuyordu.
Albümün arkasında bu pazarın bir hayli ekmeğini yemiş kurt yapımcı (eski punkçı ve Killing Joke elemanı) Jaz Coleman vardı. Yanı sıra Bauhaus elemanı Peter Murphy sözleri yazmış, Londra ve Prag Senfoni Orkestrası çalmış, Nigel Kennedy, Natacha Atlas, Ofra Haza ve Kazem Al-Saher eşlik etmiş, çok ünlü stüdyo uzmanları tarafından kaydedilmişti. Yani albümde çalışan herkes çok pahalıydı.
Louis Armstrong’la özdeşleşen ‘What a Wonderful World’, Puccini’nin ‘Madam Butterfly’ındaki ‘Un Bel Di’den uyarlanmış ‘It’s A Beautiful Day’, Borodin’in Polonez Dansları’ndan ‘Stranger in Paradise’, Bollywood filmleri bestecisi A.R. Rahman’a ait ‘The Journey Home’, klasik Portekiz fadosu ‘Cancao Do Mar’dan kotarılmış ‘Harem’, Fransız baladı ‘Gueri de Toi/Free’ gibi işleri kapsayan eklektik repertuarlı “Harem”, işin oryantal kısmını doğu makamları, yaylı aranjmanlar ve ünlü doğu kökenli müzisyenlerle yapılan düetlerle hallediyordu.
Bu albümün ardından Mehtap Tanrıçası olarak da ünlenen Sarah Brightman’ın dünya çapında milyonlarca satan albümleri gibi “Harem – A Desert Fantasy” DVD’si de, kravatlı müzik patronları açısından epey heyecan verici yapım. 13 eserlik DVD’de, Fas ve Mısır’da çekilen videoların ait olduğu şarkıların dokuzu “Harem”den tanıdık. Ek hizmetleri ise, ‘The War is Over’, ‘Time To Say Goodbye’ ve ‘Anytime, Anywhere’ şarkılarının yeni klipleri ile “La Luna” albümünde yer alan ‘Nessun Dorma’ şarkısının konser görüntüleri şeklinde. Yanı sıra 30 dakikalık sahne arkası görüntüleri ve bir foto galerisi bulunuyor.
DVD’de Brightman’ın ilerlemiş yaşına aldırış etmeyen güzelliği, Kate Bush’a benzeyen görkemli sesi, kristal saflığında ışıldıyor. Her açıdan buram buram mükemmeliyetçilik kokan bu ses ve görüntü bileşimi, savaş, yoksulluk ve sömürü ile kirlenmiş bir dünyada ne kadar gerçekçi olabilirse, Brightman ve arkasındakilerin sanatı da o kadar inandırıcı.
