Tekno’nun Eksikli Tarihi – 14

Borular, kondansatörler ve transformatörlerin doktoru; Moog

Dr Robert Moog, altmışlı yılların sonunda ilk satın alınabilir synthesizer’ı yaratarak pop müziğin yüzünü değiştiren en önemli insanlar listesinin üst taraflarına yazdırdı adını.

Moog’un tutkulu müzikal yolculuğu, ilk moog’un yapımından çok önce başladı aslında. 1954 yılında babasını bilim kurgu filmleri ve avangard müzisyenlerin kayıtlarında kullanılan theremin’in seri üretimine başlaması için sıkıştırdığında. İlk moog modüleri, müzisyen dostları Herbert Deutsch için zevkine yapılmış bir şeydi. Ama bu zevkin kısa süre sonra büyük bir profesyonel uğraşıya dönüşeceğini kimse tahmin edememişti. Hele de, Walter Carlos’un “Switched On Bach” albümünün başarısından sonra bu alet rock ve caz kaynaşımlarının tam kalbine kurdu tahtını. Ve her türden elektronik müziğin yaradılışına katkıda bulundu.

 

Kimler yoktu ki ondan yardım elini uzatması için ricacı olan ünlü müzisyenler arasında; hem de hepsi en ünlü zamanlarında. Stevie Wonder, Herbie Hancock, Bernie Worrell, ona hayranlıktan öte bir duygu besleyen birkaç müzisyen.

Yıl 1977; Moog çalışmakta olduğu müzik şirketinden istifa etti. Yıllar boyunca Kuzey Carolina’da bir üniversitede müzik teknolojisi üzerine ders verdi. Amacı bir yandan planlarının altyapısını oluşturmaktı. Takvimler 1988 yılını gösterirken, gün gelip çatmıştı; Moog kendi firmasını kurarak midi theremin, analog efekt modülleri ve mini moog’ların prodüksiyonuna başladı. Bu arada eski çalıştığı firmanın isim hakkı da üç yıl önce tekrar kendisine geçmiş; Moog Music markası kullanılır olmuştu.

Farklı bir çocuktu Moog; büyüdüğünde bu farkı bir mesleğe çevirmeyi bilecek kadar da yetenekli. Arkadaşları dışarıda beysbol oynayıp arta kalan zamanda dövüşürlerken, bizimki evde yemek masasının üzerine dizdiği borular, kondansatörler ve transformatörlerle ses çıkaran bir şeyler icat etmeye çalışırdı. Bu hobinin bugünkü elektronik çalgılarla bir benzerliği yoktu, sadece birer arkaik örnekti yapabildikleri.

Babası ilk amatör radyoculardandı aynı zamanda. Yani vakumlu boruların pillerle çalıştığı günlerin adamıydı. Zorluklarla kazandığı parayla minik Moog’u, çalışmanın ineklik sayılmadığı iyi okullardan birine gönderiyordu. Mühendislik okuyan Moog, hobisinin geliştiği zamanlarda, bunu etrafındaki dostlarıyla paylaşmaya başladı. Derken dünyada elektronik müzik diye bir kavramı aralarında paylaşan 100 civarında insan oluştu. Tabii oldukça deneysel ve avangard olmak kaydıyla.

Bir başka dünyada, uğraşılarının profesyonelce ele alındığından haberi yoktu Moog’un. Ne zaman ki müzik teknolojisi hakkında bir konferans verirken Herbie Hancock ile karşılaştı, işte o zaman yaptığı işin önemini kavradı. Hancock, Moog’un yaptığı theremin’i kullanıyordu. Hancock’un ‘elektronik müzikten anlar mısın?’ sorusuyla karşılaşan Moog, içinden geçirdiği ‘elektronikten anlıyorum, çıkan seslere de müzik demek pekâlâ mümkün. O halde neden anlamayacakmışım’ şeklindeki kısa iç diyalogundan sonra ‘evet’ yanıtını verince, kendini bu büyük müzisyenin arkasında çalışan bir mühendis olarak buldu.  

Moog’un geliştirdiği aletler ve sesleri, özellikle altmışlı ve yetmişli yılların alametifarikası oldu. Önceleri stüdyo performanslarında kullanılmaya başlanan bu aletler, giderek geliştirilerek minimoog ve mikromoog gibi isimlerle sahneye taşındı. Son vardığı noktada klavyeye monte edilerek çalınanları vardı.

Moog’un müzik teknolojisine yaptığı katkılar sadece caz ve elektronik müzisyenlerin eserleriyle sınırlı değildi. Pop müzisyenleri de sınırsız fayda sağlamışlardı ondan. Başta The Beatles, ELP, The Doors, Yes, Kool and The Gang gibi isimler olmak üzere, sayısız topluluk ve sanatçı, akor basmanın mümkün olmadığı, aynı anda sadece tek bir tuşun verdiği sesle mucizeler yaratan bu çalgı ailesine ve yaratıcısına çok şey borçluydu. Bu arada Stanley Kubrick’in Otomatik Portakal filminin başyapıtla özdeşleşmiş müziklerini de unutmayalım.

Moog en son kendi yaşamı hakkında bir belgesel olan “Moog”da oynama fırsatını bulduğunda 71 yaşındaydı. Bu onun göründüğü son çekimlerdi. Moog bu filmden sonraki aylar içinde 22 Ağustos 2005 tarihinde beyin kanserine yenilerek yaşamını yitirdi.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>