Tekno’nun Eksikli Tarihi – 17
Kozmik müziğin isim babası kim?; Cluster
Doğruyu söylemek gerekirse, başlangıçta Kraut-Rock adlı uzay gemisine bindirilen müzisyenler arasında herhangi bir alaka bulmak zordu. Sırf Kraftwerk, Can konserlerinde çaldığı için onlarla karşılaştırıldı. Neu veya Cluster gibi takıntılı tiplerin Tangerine Dream gibi deli elektronikçilerin, Wegmüller gibi opera rockçılarının ortak düşünce tarzı ne olabilirdi ki? Michael Rother ve Conny Plank gibi hamamda kurnaya davulda zurnaya akıl babalarının kesişim kümesi neydi? Koca bir sıfır. Aslında her başarı tekildi. Amon Düül gibi cemiyet isyancıları ile diğer konservatuar kaçkınları arasında bir bağ olduğunu söylemek de hiçbir şey kanıtlamıyordu.
İşte diğerleri gibi son derece nevi şahsına münhasır olanlardan biri; çalar saatten mutfak aletlerine kadar bir dolu eşyaya müzik aleti sıfatı kazandıran Dieter Moebius, Hans-Joachim Roedelius ve Conrad Schnitzler üçlüsü, ya da bilinen adlarıyla Cluster. Tangerine Dream, Ash Ra Tempel ve Guru Guru ile aynı serada yetişmişti Cluster mensupları. Üçü de entelektüel sanat öğrencileriydi ve diğer disiplinlerden taşınan suyla müzik doğaçlamaları değirmeninin nasıl döndürüleceğini çok iyi biliyorlardı.
Derken herkesin kendi plak şirketini kurarak, D.I.Y. (Do It Yourself) mantığına transfer olmasıyla aldı yürüdü işler. İşte tamda bu beş benzemezi aynı elde toplamaya başlayan şey idi.
Sonradan yollarına Moebius ve Roedelius olarak iki kişi devam ettiler. Özgün mitlere sahip elektronik parçalar, deney için iyi bir yol olmasının yanında sadece İngilizce konuşan bir mecrada yer almanın en radikal aracıydı. Çalışmalarının içinde zaman zaman Brian Eno, Conny Plank, Neu!’nun Michael Rother’inin göründüğü Cluster, Alman müzik camiasına kozmik müzik terimini kazandırmış olmasıyla tanınıyordu. Bu sıfatla doksanlardaki ambient müzik patlamasında Eno’ya yakın katkılarının bulunduğunu söylemek yanlış olmazdı.
İlk dönemlerine damgasını vuran şey, distorsiyonlu gitar çığlıkları ve synthesizer feryatları ile desteklenen Steve Reich’ı anımsatan minimalist dokunuşlar idi. Daha sonradan katılan avangard kemanlar ve teyp efektleri, dönemi için oldukça ufuk açıcı girdiler olarak kabul gördü. Bu karanlık tınılara sürekli ikircikli duygular eşlik etti.
Kariyerlerinin en önemli sözlerini sarf ettikleri çalışma 1974 tarihli “Zuckerzeit” oldu. Bu çalışma aynı zamanda Alman Elektronik müziği için de bir dönüm noktasıydı. Aynı yıl “Neu!” ve Kraftwerk’in “Autobahn”ı çıkmıştı.
Beklenmedik bir sıçrama ve geçmişten kopuştu “Zuckerzeit”. Balta girmemiş ormanlara dalan albüm, melodik kaynaşımları, cızırtılı davul programları ve dinleyeni fokuslayan synthesizer ötüşleri ile elektronik popun doğuşunu müjdeliyordu.
10 kısa parçadan oluşan bu buluşçu repertuar, Cluster’ı Alman elektronik müzik dünyası içinden koparıyor; bir başka dünyaya fırlatıyordu. Halen Cluster’ın ve Alman müziğinin en çok tavsiye edilen albümlerinin başında gelir “Zuckerzeit”.
İki yıl sonraki albüm ağırlıklı olarak Roedelius bestelerinden oluşan “Sowiesoso” ise, ‘Dem Wanderer’ ve anlaşılmazlık senfonisi ‘Halwa’ ile türünün doruk noktasını temsil ediyordu. Davul programları karşı konulmaz derecede basit ve saftı. Müzikte basitliğin ve nahifliğin değerinin bilinmesinde halen örnek olarak gösterilen albüm, neredeyse oyuncak bebeklerden çıkan seslerin benzerleri üzerine inşa edilmişti. Yüksek kalitedeki deneysel elektronik müzik, adım adım Cluster’ı Kraut-Rock ve ekstrem müziğin ötesine taşıyacaktı.
Bireysel veya birlikte, Roedelius ile Moebius artık herkes tarafından kozmik müzik kuşağının öncüleri olarak biliniyor; onlar modern teknolojiye, bu teknolojiyi kullanan yeni kuşak da onlara teşekkür ediyor.
