Tekno’nun Eksikli Tarihi – 18

Yarından Geleceğe; Ashra Tempel (Manuel Göttsching)

Yarının fikirleri zaman tünelinden çıkabilir mi? Ya da yarın alacağınız bir plak 1977 yılında kaydedilmiş olabilir mi?

Bir körleme testine girseniz, ancak bu defa size parçanın adı ya da sanatçısı değil de, yılı sorulsa, o esnada pikapta dönen plak Ashra’nın “New Age Of Earth” albümü olsa, kesinlikle yanılırsınız. 1977 yılında kaydedilmiş olan bu albüm, doksanlara nal toplatacak, ikibinlere taş çıkartacak yeniliktedir çünkü.

 

Projenin sahibi olan adam Manuel Göttsching. Adı önce Ashra Tempel, sonra Ashra olan topluluğun sabit kalan tek elemanı. Halen topluluk formatında oluşlarının son yaşam belirtisini ise, 1997 Ekiminde Hollanda’da da verdikleri, sonradan da “Sauce Hollandaise” adıyla çıkardıkları konser albümüyle göstermişlerdi.

Manuel Göttsching 1952 Batı Berlin doğumlu. Yedi yaşında gitar çalmaya başlıyor. 14 yaşında ilk topluluğunu okul yıllarında kuruyor; adı önce Bluebirds, sonra The Bomb Proofs. Okul partilerinin müdavimi olan ekip, o yıllarda Cream ve Jimi Hendrix hayranı.

Daha sonra Bad Joe, ardından Steple Chase Blues Band projeleri Ashra Tempel’ın tohumlarını atıyor. O zamanlar Tangerine Dream’in davulculuğunu üstlenen Klaus Schulze ile tanışmaları vesile oldu topluluğa. Alman elektroniğinin doğumu sayılan “Electronic Meditation” albümü, akıllarının başlarından uçmasına yetmişti.

Schulze sıra dışı çılgın fikirleriyle kanına girmeyi başarmıştı bu genç blues müzisyenlerinin. Mükemmel bir evlilik olacaktı. Anglo-Amerikan köklerden beslenen, ancak bir o kadar da kökleri ile hesaplaşan bir topluluk adıydı Ashra Tempel. Ash (ölümlü), Ra (ölümsüz, tanrı), Tempel (varoluşun sabitliği) anlamına geliyordu çünkü.

Geleceğin müziğinin ipuçlarını taşıyan özellikler, tam da onları fütürizme bağlayan kavşak noktası; güncel eğilimlerden uzak kalışları, zamanının ilersinde olmalarının garantisiydi.

1970 yılının ağustosunda resmen kurulduklarını açıkladılar. Kendi isimlerini taşıyan ilk albümleri çıkana dek, turneden turneye koşmaktan iflahları kesildi. İki olağandışı uzunlukta parça vardı bu albümde; ‘Amboss’ ve ‘Traummaschine’. O zamana kadarki kalıplara sığmayan parçalar, geleneksel rock yapısını zorlamaktaydı.    

Albümün Alan Ginsberg tarafından yazılmış metinleri, hem kışkırtıcı hem de şoke ediciydi. Kuşağın en işlek kafalarının histerik duygularla, kabus, uyuşturucu ve seksle tahrip olduğu zamanların tünelin ucundaki ışığı gibiydiler. Kendilerini doğanın uyumlu parçaları olarak kabul eden bu müzisyenler, özgür bir yaşam biçimini bilinçli dönüşüm parçaları gibi görüyorlardı. Ancak bu doğaya dönüş manzumesinde bir çelişki vardı. Elektronik ve deneysel tınılar, kendiliğinden gelişen bir yabancılaşma yaratıyordu.   

Ashra Tempel, Tangerine Dream ve Kraftwerk’in yanında kozmik müziğin en önemli temsilcilerinden biri olarak görülmeye başlandı daha ilk albümle. Her ne kadar bu yakıştırmalar, onları biraz da belli bir kategoriye sokma isteğinden kaynaklanıyor olsa da, hani benzetmeler tamamen haksız değildi.

Alman pop müziğine dışarıdan farklı bir gözle bakılmasına neden oldu ilk albüm. En nihayetinde diğerlerinden çok daha filozofik bir temayı işliyorlardı. ‘Amboss’, “İnsanoğlunun güzel ve naif başlayan, giderek hareketlenen, sonra saldırganlık ve histeriye kapılan, sonunda da panik halinde bir korkuyla parçalanan fiziksel varlığının bir resmini çizmek”, ‘Traummaschine’ (düş makinesi) ise evrenin içindeki huzuru ortaya çıkarmak hedefindeydi.

Baştan beri belki de hedefleri tek kavram alabildiğince özgür çalmaktı.

Sonraki adıyla Ashra, tansiyonu delice bir dansa davet edercesine yükseltip, sonra adeta meditasyon yaparcasına dinginleştirdi. Bu onların tüketim delilerine yaşamın gerçek anlamını göstermek amacıyla kullandıkları bir yöntem oldu. Bir anlamda toplumu pragmatizm mezaliminin elinden kurtarmanın felsefesiydi bu Göttsching için. Gerçek yücelik insanlarla birlikte olmanın, iletişimin ve paylaşmanın güzelliğinin deşifrasyonu bir anlamda.

Belki de çoktan yıkılmış olduğu varsayılan bu hippi düşüncelerine teğet geçen fikirler, canavarın pençesinde kıvranan insanoğlu için daha iyi bir dünya hülyasının sonsuz değerleri olabilir mi?.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>