Tekno’nun içinden geçen tramvay sesi; Art Of Noise
Günümüz elektronik müzik yapımcılarının popüler kültür alanına yüksek ücretlerle transfer olabilmek için, bu alandan seçilmiş ve daha sonra (sanatçı eliyle yaratılmış) kült statüsüne yükselecek olan figürleri müziklerine taşıma eğiliminin ilk örneklerinden biriydi Art Of Noise.
Sıradanlığı baş tacı etmiş üç “sıradan” insandan oluşan topluluktan Anne Dudley’in kasaba evinin duvarlarında bir zamanlar bizimde en sevilen TV dizilerinden biri olan Küçük Ev’in Laura’sı ile, topluluk için önemli bir oyun olan kriketin önde gelen isimlerinden Richard Openshaw’un resminin varlığı manasız bir snopluktan öte bir şeydi.
Bu şirin ve gözlerden uzaktaki kasaba evi Art Of Noise için bir stüdyoydu aynı zamanda. Arada bir evden temel ihtiyaçlarını karşılamak için çıkan üç güler yüzlü mütevazı insan, kasabalının gözünde okumuş birer memur imajında daha fazla bir şey değildi. Örneğin ekibin melodik yapısından, klavye namelerinden ve biraz da vokallerinden mesul bulunan Bayan Dudley, Royal akademide eğitim almış, ABC, Frankie Goes to Hollywood, Jeff Beck, Elton John ve Paul McCartney gibi isimlerin aranjmanlarını yazmış, bir dahi olmasına karşın, kasabanın bakkalı tarafından yalnızca bir müzik öğretmeni olduğu zannediliyordu. Buna itiraz etmeyen Bayan Dudley, şehre indiği zaman bunun ötesindeki business varlığını, bir seyahat acentesinde yönetici sekreter olduğu yalanıyla geçiştiriveriyordu.
J. J. Jeczalik, tipik bir anasının kuzusudur. Heyecanlandığı zaman cümleleri devrilir. Yalan söyleyemez; söylemeye yeltendiği anlarda annesi tarafından ağzına karabiber sürülmüş bir bigünaha döner. Belki de bu huy çocukluğunda okulun en parlak öğrencisi olmanın bıraktığı bir miras. Jeczalik, sınıfın çalışkan öğrencisi rolünü Art Of Noise’a da taşımıştı. Bir arı gibiydi. Prodüksiyonun yükü onun Naim Süleymanov’u rahatlıkla hafif siklete postalayacak omuzlarındaydı.
Projenin ihtiyacı olan tüm çalgıları, rahatlıkla bir marangozun çekicine testeresine çeviren Gary Langan ise, Arşimet’in elindeki hamam tasıyla bile aransa bulunamayacak kadar makbul bir müzisyendi. Diğerlerinden azıcık farklı bir görüntü çiziyordu Langan. Funk müzisyenleri kadar dağınık görünmesine karşın, belirgin olarak iş dilinden diğerlerine oranla daha fazla anlıyordu.
Hepsinin geçmişlerinde dirsek çürüttükleri alan klasik müzikti. Yıllarca Beethoven’lar Wagner’ler çılgınlık kertesindeki cesaretlerine, komşunun sivilceli kız ile oynana evciliklerin çocuksu kalplerini kan pompalamıştı; ancak birbirlerini buldukları andan itibaren onlara heyecan veren şey daha ziyade kasabaya rayların üzerinden uzanan tramvayın sesi, ormanda ağaç kesen hızarın dırıltısı ve kasaba ahalisinin ahenksiz vokal korosunun kombinasyonuydu.
Üçlünün müziği stüdyo hileleri, uç uca getirilmiş bant kayıtları ve bir araya getirilip birleştirilmiş tempoların karışımı olan bir nevi tekno-pop hilesiydi. Art of Noise eserleri çeşitli kaynaklara dayanmaktaydı: hip-hop, caz, R&B, geleneksel pop, kalıba alınmış sesler ve gürültülerdi. Topluluk açıktan post-modern ses örgüsünü resmediyordu.
Takvimler 1983 yılının yapraklarına dönerken İngiltere’de kurulan Art Of Noise, acar piyasa basçısı ve hınzır yapımcı Trevor Horn’un ZTT etiketi altında albüm yaptığı ilk topluluktu. 84 sonunda topluluğun bir bütün olarak zekasını sergileyen parçası “Close (To The Edit)” İngiltere listelerinde ilk ona girmeyi başardı. Art Of Noise, Billboard listelerine göre en popüler ikinci gruptu ve bunun sebeplerinden biri de albüm kapaklarına resimlerini koymamalarıydı. Kimse onları fiziken tanımıyordu. Yolda rastladıkları insanlar, tesadüfen Art Of Noise olduğunu öğrendiklerinde ise onlara inanmıyordu.
Halim selim yapıları onları alemin merkezkaçına sürüklemiş; hatta hiç kimsenin kolaylıkla hayır diyemeyeceği ve peşinden koştuğu Malcolm Mc Laren, onlara menajerlik teklif ettiğinde gözleri korkmuş, “bizim için bile çok çılgın” diyerek aflarını istemişlerdi.
Pazara çılgınlar gibi sürülmek, stratejiler üzerine oturtulmuş müzikler yapmak, bir tüccar tarafından pazarlanmak türünden şeylere alışamadı Art Of Noise üyeleri. Bir nedende ZZT’nin imajlarını fazlaca zorlamaya yeltenmesi karşısında, pop müzik yıldızları gibi konuşmamak ve politika yapmak istememeleriydi. Ağırlıklı olarak bu tip nedenlerle 1984 yılında ZZT’den ayrıldılar ve bağımsız bir firma olan China Records ile anlaştılar.
Bu süreçte, kalabalıkların onların müziğini sevdiğini anlayınca işi daha sıkı tutmaya başladılar. Yeni ortamlarında yeni bir çok isimle işbirliği içinde çalıştılar ve yaratıcı kombinasyonlarını geliştirdiler. ‘Peter Gunn’ın Duane Eddy’le geri dönüşü İngiltere listelerinde ilk ona girdi ve bunu neşeli bir karakter olan Max Headroom’la beraber çalışması olan “Paranamia” takip etti. Bayan Dudley’in Phil Collins ve Killing Joke’dan Jaz Coleman’la birlikte çalışmasıyla Art Of Noise projesi maalesef 1990 yılında tarih kitabında bir sayfa haline geldi. Ders kitabındaki bu parlak sayfayı şimdi evlerinde yaptıkları müzikleri myspace sayfalarından dinleyicilerine ulaştıran genç müzisyenler harıl harıl çalışıyor.