Tekno’nun Eksikli Tarihi – 31

Önümdeki kadının başarısına; Mark Bell

“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır”, günümüz modern müziği için demode bir laf. Oysa tersinin doğru olduğunu kanıtlayan o kadar çok örnek var ki. Hemen en yakınımızda duranlardan birine bakalım mı?

En sevdiğimiz albümlerin, remiksleri ile gece kulüplerinin loş ortamlarında hayaller gördüğümüz gizemli şarkıların pastoral sahibi; ışıksız coğrafyaların köylü güzeli Björk, bir adım ötemizde duruyor.

 

O bir Pipi Longstocking. Ele avuca sığmaz bir genç kız gibi öfke uyandırıcı şekilde bağımsız. Bağımsızlığının diyetinde ise zekâsını ve başarısını tereddüt etmeden küçümseyecek kadar korkusuz. Şeytan kadar hin, troller kadar ilginç, prensini arayan köylü kızı kadar saf ve mutlu.

Reykjavik doğumlu bu peri, hatırı sayılır bir kariyerin ardından kendisine kaleydoskobik mikroskoptan bakıyor.

Perdenin gerisini her zaman sağlam tutması gerektiğin kavrayacak kadar zeki ve çalışkan bir kadındı Björk. Björk’ün üçüncü elektra solo albümü “Homogenic”, Güney İspanya’da kaydedilmişti. Okyanusun dibinde kasvetlice oturmak gibi bir isimle piyasaya arzı endam eden albüm, ilk dinleyişte herkese çok fazla umut içerdiğini iddia ediyordu.

Bjork, LFO topluluğunun klavyecisi ve programcısı Mark Bell’i albümün jokeri olarak kafasına çoktandır koymuştu. Mikserin başında Mark Stent ve mühendis olarak da Markus Dravs yer alacaktı bu projede.

Sesine son nefesine kadar hâkim olarak çizgi film kahramanlarının veya bir bardaktan çıkan sesin harmonisi elde etmeyi planlıyordu Björk.

“Birçok şarkıcı klostrofobik ve oksijen konusunda takıntılı; iyi ve kötü yanlarını alıyorlar kötü yanı yeterli oksijen alamadıklarında klostrofobik oluyorlar” derken düşmemesi gereken tuzakların inceden inceye hesapların yapan Björk, dolambaçlı yoldan kalp atışları üzerine filozofi geliştiriyor; müziğin insan vücudu üzerindeki etkisini derinleştirmeyi düşünüyordu.

Björk, albümünün farklılıklarını ve uzak aralarını kime imal ettireceğini çok iyi kestirmişti velhasıl kelam.

Björk kayıtlarda dans pistinde aikido yaparmışçasına hareket ederek kendini melodiye bırakıyor; ritim ve kalplerimiz arasında direk bir bağ olduğuna dair taşıdığı inançla kalbe fazladan kan pompalayarak, dakikada 90 bpm ile mutluluğu buldurmayı hedefliyordu.

Yine kendi ifadesiyle “bir dağın tepesine çıksalar tüm oksijeni çekmek isterler şarkı söylemek oksijeni kutlamaktır” diye söyleniyordu.

Björk özellikle “Homojonic” albümüyle müzikal felsefesini sağlam kazığa bağlamak adına iri bir adım attı. Gelenek ve göreneklerin 1000 ışık yılı uzağında yaşayan bu deli kadının, kendisi gibi eşsiz bir müzikal dille konuşacak ve kendine leb demeden anlayacak insanlarla çalışmak istemesi kadar doğal başka bir şey olamazdı. “Ne istediğimi tarif ettiğimde isteğim ve olacak olan arasındaki köprüyü oluşturabilmeleri lazım bu nedenle de gerçekten eşsiz zeki teknisyenlere ihtiyacım var” diyerek tercihini Bell’den yana akıllıca yapıyordu.

“Homogenic” albümüyle kişiliğinin özüne ulaştı Björk; ama bunda en fazla yükü Bell taşıdı. İzlanda dilinin kırsal enerjisini sırtındaki küfede sahibine emanet etti.

Bell “Frenquencies”i kaydettiğinde henüz 19 yaşındaydı. Tarzı henüz tartışıladururken bu onun zirveye geçmesine engel olmadı. Soyut melodileri, kodlanmış sesleri, törpülenmiş gürültüleri, Kraftwerk varı robotik vuruşları ve büyük alt basları ile “Frenquencies” elektronika dünyasının kafa açan klasiği oldu. LFO bir kez daha bu tarzın öncülerinden biri olduğunu gösteriyordu. Bell sonradan yapımcı koltuğuna oturdu; Björk ile muhteşem “Homogenic” ve “Dancer in the Dark” albümlerini üretti. Ve daha sonrasında Depeche Mode’a dokundurdu sihirli parmaklarını. Her şeyin sorumlusu ise, 14 yaşımdayken kız arkadaşının babasından 25 pounda aldığı bir Roland TR808 idi. Bu alet her başarılı kadının arkasındaki erkeğin, yakasında taşıdığı papyondu.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>