Tekno’nun Eksikli Tarihi – 7

by · Şubat 9, 2005

Bir Stoacının günlüğünden; Bill Laswell

Bill Laswell’ın nevi şahsına münhasır projelerinin özelliklerinden biri normal hayatta asla bir araya gelmeyecek (gelseler bile konuşacak bir şeyleri olmayan) müzisyenleri buluşturması. 

Pek çok insanın her şeylerini vermeye hazır olduğu değerlerle ilgilenmeyen, para durumları elverdiği sürece içgüdüleri ve sınır tanımayan coşkusunun peşinden sürüklenen bu hayalperest müzisyen, kendi gibi deliliğin sınırında dolanan çılgın arkadaşlarını projelerinde yan yana getiriyor. Örneğin 80’li yılların sonundaki Jagers projesini ulvi değerleri yüzünden geçim sıkıntısı yaşayan bir kaç müzisyene para kazandırmak için gerçekleştirmişti. Bu da onun yaşam felsefesini açıklayan iyi bir örnekti.

 

Her şeyin merkezinde neden mi Laswell var? Çünkü müzik kasırgasının tam ortasında sakin albümleri yaratan, ambient, dub, tekno, global-fusion, caz ve rock çalışmalarının bitmek tükenmeyen derinliklerine dalan, ses karakterini bir arada kullanarak sentez denemeleri yapan, Brian Eno, Boosty Collins, Afrika Bambaataa, Jonas Hellborg, George Clinton ve Herbie Hancock gibi başarılı müzisyenlerle çalışan Laswell’ın üzerinde tuhaf bir sihir var. New York’lu basçı, yapımcı, besteci, plak şirketi sahibinin üzerindeki bu sihir, stoacı dünya görüşünde kilitleniyor; doğu felsefesi, doğacılık, yaratım ve sihir temalarıyla yankılanıyor.

Kıbrıslı Zenon tarafından temelleri atılan antikçağ Yunan felsefesinin kamutanrıcı ve özdekçi doğa öğretisi stoacılığın en büyük ilkesi doğaya uygun davranmak. Kurallarına uygun yaşayan ve çalışan bir olarak, Zenon’un dört ana erdemi çalışmaları mercek altına alındığında Laswell’de görülür; doğru seçme (phoronesis), sabırla katlanma (andreia), ölçülü olma (sophrosyne) ve adaletli paylaşım (dikaiosyne). Doğaya uygun davranmak, akla uygun davranmak, akla uygun davranmak, insanın kendi kendisine uygun davranmasıdır. En ölçülü ve adaletli paylaştırıcı doğadır; iyi davranmak doğru düşünmekle mümkündür. Öyleyse bir stoacı doğanın davrandığı gibi olmalı ve ona karşı koymamalı.

Özgün ve başarılı tarafına rağmen, müziğini reklam aracı olarak kullanmaz Laswell. Müziğe yansıttığı ruhunun bir parçasını orada burada, Broadway’de 4. caddenin köşe başında satar mı? Kesinlikle hayır. Peki o insanları etkilemeye çalışan bir sihirbaz olarak yaşayabilir mi? Bu sorunun yanıtı da hayır. Herkes bilir ki, plak şirketlerinin kolaylıkla diş geçirebileceği türden biri değildir o. Çalışmanın sağlıklı sonuçları adına, en az kendisi kadar yanındaki müzisyenlerin de özgürlüğünün önem taşıdığını iyi bilir. Savunduğu şey kendi haklarından ibaret değil; projeye katılan herkes kendisi kadar özgürdür. 80’li yılların sonundaki ‘Rock It’i anımsayın; parça listelerde tırmandığı zaman bu onu rahatsız etmişti. Çünkü o ünlü olmaktan, popüler bir konuma itelenmekten sürekli kaçınarak, sadece dikkat çekici parlak fikirleri olan, belli bir orijinalite taşıyan insanları etrafında toplayarak müzik yapmayı düşünüyordu.

İlham aldığı şey her ne olursa olsun, Laswell dokunduğu, el attığı her işe bir başkalık katıyor. Rock-steady çalışmasında yaptığı seslendirmeler, zonklatıcı bas tınıları, hipnotik ritim duyarlılığı ve kullandığı uçuk ses efektler, onun tekno tarihine yaptığı katkıların satır başlarını oluşturuyor. Reggae vokalleriyle yapılmış dub parçalarını aşıyor, zamansız atan dub-bas nabzını yeni milenyuma taşıyor. Ellerinde biten bir dönemin ardından, hislerin daha fazla yorumlandığı espasta yoğunlaşmış kapsamlı bir çizgi ortaya çıkarıyor. Proje delisi olarak yaşama geçirdiği Material, Automaton, Possession, Sacred System, Dub Syndicate, Axiom bir yana, piyasaya sürülmeyi beklenen birçok işi bir kenarda bekliyor. 

Attığı her adımda müziğin kimyası ile oynayan Laswell’e göre dub’ın ruhani elementi, tekrarlanmış herhangi bir müzikte, derin liriklerin yerine önceden yazdığı notları kullanmakla başlıyor. Her ne kadar bu notları çevirip kullanmak lirikleri etkili bir hale soksa da, bu etkinin dozajı veya etkisizliği yazan kişinin ilgi alanları, kullandığı ifadelere, dünya görüşüne ve iyi bir kalem olup olmamasına bağlı. Çünkü onu besleyen dub’ın kökeni de Hint ve Afrika müzikleri etkileşimli olması nedeniyle binlerce yıl öncesine dayanıyor. Tutarlılık, vurguları aynı düzeyde tutmak onun açısından çok önemli; çünkü bu bir akış ve ne yapmak istediği buna bağlı. ‘Düşünmek her zaman düşmandır’ diyor staocumuz. Onu yönlendiren dub estetiği olsun, altında yatan minimalist çizgiler olsun, ritmik fikirler veya tonlar olsun, sadece birer ilham kültü. Dub kültürü birçok müzik kültüründe ve günlük yaşamda kalıcı etkiler uyandırınca, Laswell özgürlükçü kimliği ile birden gündeme geliyor; dub gibi müzik tarzlarının genelde pop ve benzeri müzik tarzlarına karşı çatışmacı tutumunu öne çıkararak, özünü kaybedenlere karşı savaş veriyor. Örneğin, Miles Davis mikslemek çok yeni bir fikir olmamasına karşın, Panthalassa projesi Laswell’in elinde ‘kes yapıştır’a dönüştüğünde işler değişiyor. O müzikal değerleri altüst etmiş olan parçaları eklemeler ve loop’larla hayali efektler yüklüyor. Yaklaşımı Miles’ın mirasını en iyi şekilde şereflendirmek yerine, bu miras olayını bir kenara itip ferahça çalmak oluyor.

Laswell’in dünyayı saran fusion olayını “oldukları” ile değil, “olmadıkları” ile tanımlamak çok daha kolay ve doğru. Arabistan’ın, İskandinavya’nın, Hindistan’ın, Brezilya’nın ve asortik Afrika ülkelerinin göç eden tüm tıngırtıları, Laswell’in Axiom laboratuarına ‘etnik’ müzik diye giriş yapıyor, ortaya yeni çıkmış, ince bir değişime uğramış, tamamen başka bir yerin müziği olarak çıkıyor. Greenwich Village’daki gözlemevinde, Foday Musa Susa, Simon Shaheen, Carlinhos Brown, Shankar, Gambia gibi müzik içersinde sınır tanımayan özgür ruhun birer imgesi haline gelmiş insanların biri geliyor biri gidiyor. Hepsi işini büyük zevk alarak ve muhteşem bir hassasiyet içinde yapıyor. Ancak Laswell sadece bir etnoloji uzmanı değil; ilgisi şeylerin nereden geldiği değil, değiştirilmiş koşullar altında nereye gittiklerinde yoğunlaşan, çevresel merakını gidermek için adeta William Burroughs’u Ornette Coleman ile yan yana resmeden bir çılgın. Bu Laswell’in iç garipliğine göre dış dünyanın içine sığmayan çeşitlilik.

 

 

Kategori: Kategorilenmemiş

Yoruk Bırak