Tekno’nun Eksikli Tarihi – 9

Müziğin sınırları ya da ‘Sınırsız Gitar’; Michael Brook

Film müziklerinin bir albüm konsepti olarak şekillenmesi, kendi başına bağımsız kimliğini kazanması ve bir alan olarak özgürleşmesi konusunda azımsanmayacak katkılardan birinin sahibidir yetenekli Kanadalı gitarcı ve yapımcı Michael Brook. Daha evvel bir gelenek halinde senfoni orkestraları ile arka planı doldurulan filmlerden sıkılanlar, içinde onun da bulunduğu bir avuç müzisyenin özgün film müziği çalışmaları sayesinde çölde vaha bulmuş gibi oldular.

 

‘Music From and Inspired by’ üst başlığı ile lanse edilen, Kevin Spacey’in ilk yönetmenlik denemesi olan “Albino Alligator” için yapılan kategori dışı melodik çalışma, ilk kez onun elinde konuşmaları ve şarkıları boyunduruk altına sokmak için kullanılmayan film müziği örneklerinden biri olarak tarih raflarında yerini aldı. Albümde Brook’tan bekleyebileceğimiz oldukça zengin, dikkatlice katmanlanmış gitar tonları vardı, üstelik insanın ciğerini delecek kadar etkili tonlardı bunlar. ‘Slow Town’da olduğu gibi yüzeysel bir biçimde bitirilmemiş ses örgüleri, ustanın yanındaki hi-hat fetişisti James Pinker’ın verdiği omuzla klostrofobik bir modern elektronik country havası yaratıyordu; ki bu da beyaz perdede izlediğimiz akan resimlerin uzunca bir zamandır şiddetle gereksinimi olan bir şeydi. Brook film müziği anlayışını James Horner veya Richard Robbins’dan ziyade Ry Cooder ve Angelo Badalamenti eşliğinde tıngırdayan Jack Nitzsche’ye borçluydu. Zengin tını paletinde bu iki isimden çokça renk vardı.

1987 yılının bize kazandırdığı en iyi plaklardan biri olan, Pieter Nooten ile birlikte gerçekleştirdiği “Sleep With The Fishes”, içindeki elektro-ambient tınılara bakılacak olursa, aynı zamanda 4AD’nin de en iyi işlerinden biriydi. Bir araya gelmesi için hiçbir neden olmayan, ama geldiklerinde de yeni ve beklenmedik şeyler ortaya çıkaran müzisyenlerin prodüksiyonuydu bu. Hollandalı topluluk Clan of Xymox’da keyboard çalıp şarkı söyleyen, melodram konularını seven ve elektro poptan hoşlanan Nooten, Brook için bulunmaz bir nimetti. Ateşle barut yan yana gelince, insanı sıcak ve derin tonlarla saran bir müzik ortaya çıkmıştı. Bir tek kusuru vardı albümün; yüksek sesle ve maksimum dikkatle dinlenmeden asla kavrama şansınız yoktu. Elle tutulur bir strüktürü olmayan, tam tersine kompozisyon haline getirilmiş parçalardan oluşan müzik, seslerin ekonomik kullanımı konusunda da bir ders niteliği taşıyordu.

Elektronik müziğe yeşil ışık yakan bir gitarcı, mutlaka her türden software girdisiyle barışık olmalıydı; aynı şekilde canlı performansta da esnek stüdyo tınılarını üretebilecek kaliteye sahip olmalıydı. Bu konuya verilebilecek en iyi örneklerden biri Brook’un 4AD etiketli albümü “Live at The Aquarium”. İngiltere, Londra hayvanat bahçesindeki akvaryumda kayıtları yapılan konser albümü, önceki çalışmalara nazaran daha berrak bir yapıdaydı. 1992 tarihli “Cobalt Blue”dan ödünç alınan temaları içeren performans, heyecan verici olması yanında melodik açıdan yoğun tatlar taşıyordu. Brook bu çalışmasında gitar tonlarını müziğin içine son derece renkli ve ikna edici şekilde yerleştiriyor; elektro-manyetik feedback’li bir Tokai Stratocaster kullanarak, zor tonlu bir karakter yaratıyordu. Yarattığı atmosferik tınılar, bir notadan diğerine atlayan yavaş ama iyi düşünülmüş bir gelişimin kurgusunu hazırlarken, melodinin çizgisi sert ve keskin tonları, seksenli yılların erken döneminin Tangerine Dream’ini andıran akortsuzluğuyla ilişkilendirilmişti.

“Sınırsız Gitar” (Infinite Guitar) kavramı, tekno dünyasına bir katkı olarak kabul edilmesi gereken Brook’un yaptığı bir yenilikti. Organik tınılı bir elektrik gitar ile yakalanmış bir armoninin, her türden software girdisiyle kurduğu ilişkiyi anlatıyordu bu kavram, en kaba ve basit haliyle Brook için. Sınırsızlık duygusunu besleyen şey ise, sonik olarak Brook’un e-bow gitarı (gelişkin pedallarla desteklenerek kullanılan bir elektrik gitar çeşidi) tarafından yaratılan atmosferin içinde gizliydi.

Brook’un “Cobalt Blue”daki sonik konturpuan sağlayan titrek gitar tatları, Brian Eno, Roger Eno, Daniel Lanois, James Pinker ve diğer müzisyenlerin de favorisi olan klavye bas, vibraphone, akustik vurmalı çalgılar ve telli aranjmanların önünde sahne alıyordu. “Live at The Aquarium”da farklı olarak Brook’un kesintisiz gitar melodileri, kendinin modifiye ettiği ambient vurmalı parçalarla birlikte ortaya çıkıyordu. Bu serbest aranjmanlar, “Sınırsız Gitar” kavramını biraz olsun süslemek için Afrika, Hint ve Arap müziğini andıran yakın tatlar veriyor, ama melodilerin tamamı pentatonik bir anlayışın içinde eritilerek kullanıyordu.

1885 yılından beri Londra’da yaşayan Toronto yerlisi Brook, dünya müziklerine olan merakını hiçbir zaman yenemedi. Bu merak onu Nusrat Fateh Ali Khan’ın “Mustt Mustt” ve Youssou N’Dour’un 1990 tarihli “Set” albümlerine katılmaya itti. Brook aynı zamanda Hintli mandolinci U. Srivinas ile ortak bir çalışmasını yaptıktan sonra Nusrat’ın bazı albümlerinin yapımcılığını üstlendi. Bu farklı denemelerin müzikal hassasiyetine büyük etkileri oldu. Sadece bu tutku yüzünden, sempatik bulduğu Peter Gabriel ve onun label’ı Real World çatısı altında çalıştı bir süre.

Yenilikçi ve buluşçu bir yapıya sahip olan genç Brook, elektronik müzik ve güzel sanatlar okurken trompetçi Jon Hassell ile tanışma fırsatı bulmasının ardından, minimalist kompozitör Lamonte Young’un müziğini öğrendi. Bir dönem, ses mühendisi ve gitarcı Daniel Lanois’in ünlü Grand Avenue kayıt stüdyosunda çalıştı. Yetmişlerin sonunda Kanadalı topluluk Martha and The Muffins ile gitar çaldı. Aynı dönemde Eno albümlerine misafir sanatçı oldu. Eno/Hassell ortak projesi olan “Possible Music” serisine katıldı.

Brook’a ne olduysa burada oldu. Harold Budd’ın “Magic Realism”inde çalmasının ardından, 1985’de ilk solosu “Hybrid” etno-ambient etkili bir performans çıkardı, burada Eno’nun keşfettiği Western ve Hint müzikal estetikleri sayesinde, kendi ağır doğal sürecinin meyvesi olan “Sınırsız Gitar” kavramının tohumlarını attı. Devamında da Eno ile geçen bir 10 yıldan geride baki kalanlarla kendi yolunda yürüdü.

 

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>