Trip-Hop’un gizli cazibesi; Baxter
Gençliğin trip-hop takıntısının tavana vurduğu zamanlarda kendi adını taşıyan ilk albümü ile bu türe yön veren zamanında bir sel gibi gelip tüm kumu götüren İsveçli üçlü Baxter, 23 Ekim Cumartesi İstanbul’un çiçeği burnunda konser mekanı Indigo’da.
Kendi isimlerini taşıyan ilk albümün kapağındaki resimde taranmamış uzun saçları ve ekolojik olmayan pahalı ürünlerle bakım görmemiş doğal güzelliği ile dikkat çeken şarkıcınn iç ısıtan sesi ve sevgiye duyulan gereksinimi dile getiren lirikleri ergenlik döneminin hemen ucundaki gençliği can evinden vurmaya yetiyordu.
Baxter’ın müziğinde Nina’nın sesinin her daim müziğin önünde ve üstünde oluşu, müzikal yapıdaki karmaşayı engelleyen en büyük etmen olurken, asli üyeler olan programminglerden sorumlu basçı Ricky Tillblad ve yaylı uyarlama ve nefesli çalgılar uzmanı Carl Herlofsson’ın katkıları, bu tarifi zor güzellikteki ses sayesinde kendilerini ifade edecek verimli bir mecra buluyor. Bazen sürpriz biçimde şarkılara eşlik eden bir nefesli ya da her zaman arka planda kalan gürültülü elektrikli gitar homurdanmaları, iyi bir renk katıyor.
Baxter’ın temelleri 1996 yılında dub ve reggae müziğine tutkun üç tutkulu ve seçici gencin Stockholm’deki bir gece kulübünde tanışmasıyla atılmış. Yaptıkları ilk beş şarkıyı pek çok plak şirketine demo olarak yollamalarının ardından Maverick ile sözleşme imzalamaları zaman almamış. Topluluğun üyeleri müzik dışında başka mesleki uğraşılara da sahip. Ya da bir başka deyişle müzik onların birkaç parçaya bölünmüş işleri arasında eşitlerinden biri. Örneğin Nina aynı zamanda iyi bir tasarımcı. Carl tanınmış bir yapımcı. Ricky ise oldukça başarılı bir grafik tasarımcısı.
Baxter, mantık olarak son derece Avrupalı, sonuna kadar basit, ancak bir o kadar da tehlikeli bir müzik üretiyor. Bir anlamda bu zenginliğin İskandinavya ülkelerinin kendine has coğrafi ve kültürel koşullarından da beslendiği iddia edilebilir.
Aradan geçen dört yılın sonunda ikinci çalışmaları “About This”i 2002 yayımlayan Baxter, 12 şarkıda halen duygusal açıdan tehlikeli olma durumunu sürdürüyor. Bu albümden çıkan ilk single açılışta yer alan ‘Got To Wake Up’. Albümün üç konuğundan ilki, elektro-akustik caz kolajları öne çıkan ve ilk albümü “Home” ile bu türün dinleyicilerini şaşırtan İsveçli trompetçi Goran Kajfes. Kajfes, ‘My Day’ adlı şarkıya eşlik ediyor. Diğerleri steel gitar çalan Christian Hörgren ile Patrick Andersson. Bu albümün bu yıl çıkan ikili özel basımında ise, Baxter’ın en bilinen şarkıları Rockers Hifi, Darchives, Alpha & Omega, Yoga, Steve Angello, Filla Brazillia gibi elektronik dans müziğinin iyi bilinen isimlerinin remiksleri yer alıyor.
Büyük bir titizlik içinde çalışmalarını sürdüren ve uzun aralıklarla albüm çıkaran mükemmeliyetçi topluluk Baxter, 2005 yılının baharında “Tell’em Like It Is” adını verdikleri bir albüm yayımlayacak.

Baxter’in kendi adlarini tasiyan bi albümü elime gecmisti, cok uzun süre dinledigimi hatirliyorum. Konseri iskalamak hic de iyi olmadi.